TIP FAKÜLTESİNİ SEÇECEK OLANLARA! İŞTE GERÇEKCİ BİR YAKLAŞIMLA UZMANINDAN HEKİMLİK HAYATI!
ADMiN


Bu yazıyı yazmak nerden aklıma geldi? Tıp fakültesi yazmak isteyen genç meslektaş adaylarına ve tıp fakültesini bitirip TUS sınavına girecek meslektaşlarıma “bazı gerçekleri” hatırlatmak istedim. Çünkü bu mesleği tercih ettiğimde kimse bana böyle şeyler olduğundan bahsetmemişti ve sisteme girene kadar da öğrenmemiştim. Ayrıca muhtemelen internet aleminde bu yazı haricinde de bahseden olacağını sanmıyorum (forum siteleri hariç).

Öncelikle meslektaş adaylarına ; Tıp fakültesini tercih edip kazandıktan sonra 6 veya 7 sene eğitim göreceğinizi biliyorsunuz zaten gençler .Yoğun bir eğitim sürecinde son 3 sene meslekte ilerlemek-ihtisaslaşmak adına, arkadaş , kamuoyu baskısı, dersane yöneticilerinin-temsilcilerinin yönlendirmeleri ile tıp da uzmanlık sınavı (TUS) çalışmaya başlayacaksınız. Beğendiğiniz veya kişiliğinize uygun olduğunu düşündüğünüz cerrahi-dahili veya preklinik branşlardan birisini seçeceksiniz . Ortalama 15000 civarı katılım olan bu sınavda açılacak ortalama 2500 kadroya “en fazla bu sınava çalışan” kişi yerleşecek. Diğer 12500 ya kaldığı yerden veya atandığı yeni yerinden devam edecek.(Hastane acil servisleri,112,toplum sağlığı merkezleri gibi). Sonrasında yılda 2 kez olan bu sınava çalışacak tekrar girecek veya çalıştığı yerde devam edecek.

Sonrasında çalışma hayatı başlayacak, devlet memurluğu (yeni fakülteye başlayacaklar için 7 sene sonrasını öngöremiyoruz tabi ki memurluk kalır mı sözleşme vs) başlangıç derece kademeniz olan 8-3 ü ile mesleğe başlayacaksınız. Atandığınız yerin mecburi hizmet süresince ”en az 300-en fazla 600 işgünü” ayrılamazsınız, diplomanızda görünmeyen işleyişte “ipotek” li olacak. Nedir bu? Diplomayı alacaksınız, ancak T.C sınırları içinde bu “borç” ödenmeden özel hastane,muayenehane ruhsatı verilmediğinden mesleği icra edemeyeceksiniz, o zamana kadar kağıttan pek farkı olmayacak yani. Buraya kadar zaten duymuş veya bildiğimiz şeyler diyorsunuzdur. Gelelim çalışma hayatına;

Sonrasında çalıştığınız yer “uzman veya pratisyen tabip” olarak maaşa ek döner sermaye ödemesi yapan hastane ise baktığınız veya yaptığınız işlem kadar ek ücret alacaksınız. Branşınızla ilgili hasta sayınız az ise (örn: psikiyatri, üroloji vs) hastanenin ortalama döner sermayesini yakalayamıyor iseniz; sadece maaşla yetinmek durumunda kalabileceksiniz. Haklı olarak “ama ben derece ile psikiyatri kazandım böyle şey mi olur?” diyeceksiniz veya diyenleri duyacaksınız. Bu meslekte uzman hekim olmanın spesifikleşme yanında 1 derece ilerlemesi ve döner sermaye katsayısının 1.3 den 2.5 e çıkması haricinde; şuan ki sistem içinde ekstra bir katkısının olmadığını, çalıştığınız yerde acil serviste yeterli hekim sayısı olmadığında; diğer uzmanlık dallarında uzman hekim olsanız dahi “acilde nöbet” tutabileceğinizi, ayda 15 gün icap ile birlikte gün içinde 100 civarı hasta bakabileceğinizi bileceksiniz veya şimdi öğreneceksiniz. Bu arada bu yoğunlukta gözden bir şey kaçırırsanız hasta ve yakını ile direkt muhatap ve davalık olabileceğini de aklınızdan çıkarmayacaksınız. Şanslı iseniz yanınızda bir sekreteriniz olacak, işleri zamanında bitirebileceksiniz, yoksa tetkik istem işi, muayene bilgilerinin yazımı ile muayene ortalama 100 hasta-8saat mesai 4.8 dk da bir hastayı (kapıda güvenliğiniz var ve kapıdan sürekli içeri girip muayeneniz bölünmüyor ise ) muayene edip tetkik veya reçetesini yazacaksınız. Bunları yapsanız dahi hastane ortalama döner sermayesinin altında kalabilirsiniz, maddi olarak tam karşılığını alamayabileceğinizi bileceksiniz. Aman abi sıkarım dişimi mecburiyi bitirip özel sektöre geçerim dediniz.Özel sektöre geçelim
Ben böyle sistemde çalışmak istemem buna can mı dayanır “özel” sektöre geçerim derseniz de bu sistemin zaten özel hastanelerde de uygulandığını göreceksiniz. Mesela x hastanesinde y uzmanı olarak iş görüşmesine gittiniz. Örn diyalog;

İşveren: Hocam ücret olarak x lira düşünüyoruz, ancak 10x-15x kadar ciro yapmanızı bekliyoruz.
Doktor: Sadece muayene ile o kadar yapmam mümkün olamayabilir.
İşveren: Hocam kadronuzu diğer tıp merkezinden ortalama 200000-300000 tl civarı ödeyerek aldık, bu ücreti 1 senede çıkarmayı düşünüyoruz,”yaptığınız girişim, ameliyat, laboratuar ve görüntüleme” ile totalde bakarız.
Gerisini anladınız siz zeki çocuklarsınız.

Bu özel sektörde kadro satın alma durumunu da hatırlatayım. Sağlık bakanlığı özel sektöre doktor “kaçmasını” önlemek için özel hastane de çalışacak doktor sayısını belirliyor. Örneğin o ilçede özel sektörde 10 tane dahiliye uzmanı çalışabilir. İşveren daha fazla hekim çalıştırmak istiyorum derse; “olmaz toplam sayı 10 başka hastane tıp merkezinden transfer edebilirsiniz kadroyu” diyor.Bu kadroların transfer ücretleri de yerine göre 50.000-1.000.000 tl arası değişebiliyor. Haklı olarak bu kadroya gelen hekimden de “ekstra performans” bekleniyor. Bu performansı etik koşullar altında karşılayamıyorsa “hocam sizinle olmadı, beklenen performansı yakalayamadınız” denerek profesyonelce kovulabiliyorsunuz.

Evet başlık olarak düşündüğüm son cümleyi bitirişe yazıyorum “hepimiz şuan ki durumda super mario yuz “ ve puan toplama derdindeyiz. Çünkü ruhlar aleminde yaşamıyoruz maddi gerçekler ve beklentiler var. Yıllarımızı eğitimine ve günlük enerjimizi verdiğimiz bu meslekte şuan yönetimce de ne kadar hasta bakıyorsanız, o kadar karşılık alıyorsunuz. Günün şartlarına göre hastası fazla olan bir bölüm seçti iseniz size hava yine biraz daha hoş. Bu mesleği seçmiş veya seçmeyi düşünen arkadaşlar; bu yazıda ileride yazacağınız ihtisas bölümlerini düşündüğünüzde böyle bir boyut olduğunu da unutmayın. Küçük bir boyut değil bu dediğim. Başta söylediğim gibi bize kimse böyle bir sistem olduğunu yazmadı veya söylemedi, bilmeden yazarsanız ,depresyona giren psikiyatrist bile olabilirsiniz. Yine de olsun diyorsanız ,bunları da bilerek diyin,hoş geldiniz aramıza .Hepiniz için gönlünüzden geçen bir meslek olmasını diliyorum. Saygılarım ve sevgilerimle.
Uzm.Dr.Burak BERK

 23 Temmuz 2017, 15:25 
Sayfalar:  
1
CEVAP GÖNDER: