SARİN GAZI VE SAĞLIK ETKİLERİ
ADMiN
Sağlık Bakanlığı, İdlib'teki 'kimyasal saldırı' ile ilgili , saldırıda yaralananların Sarin gazından etkinlendiklerini belirtti.



Türk Toraks Derneği 2. Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Bayram Antalya'da düzenlenen Kongre'de sarin gazı ve etkileri konusunda şunları söyledi:

'Sarin, renksiz ve kokusuz bir gaz olup, sıvı formunda depolanır. Ancak son derece uçucu olduğu için kolayca gaz haline gelir. Su ile de kolayca karışabilir, gıdalar bulaşabilir. Bunların alınması ile de vücuda geçebilir.

Oldukça etkili bir sinir gazı olup, kitle imha silahı olarak kabul edilmiştir. Üretimi ve saklanması 1997’de Kimyasal Silah Konvansiyonu (1993 tarihli) tarafından yasaklanmıştır.

Sarin gazı aşırı zehirli bir sinir ajanıdır, renksiz ve kokusuz olduğu için sezilmesi ve teşhisi zordur. Nefes ile alınması çok tehlikeli sonuçlara yol açar. Deriden de kolayca emilebilir. Sarin sinir sistemini etkileyerek bütün kaslarda felç meydana getirir. Solunum kasları da felç olduğu için kişi nefes alamaz ve boğularak yaşamını yitirir. Çok küçük bir damlası bile insanı öldürebilir. Sarin ile bulaşmış giysiler bile 30 dakikaya kadar etrafa sarin gazı verebilirler. Çok küçük dozlar da bile öldürücü olabilir. Alındığında 1-10 dakika arasında ölüme yol açabilir.

Başlangıç belirtileri burun akması, göğüste sıkışma hissi, göz bebeklerinin küçülmesi şeklinde olur. Kısa sürede kişi nefes almakta zorlanır, kusar, ağzından salya gelir, idrar ve dışkı kaçırma olur, kişide, çırpınma ve sonrasında koma ve boğulma ile ölüm ortaya çıkar. Bazı laboratuvar testleri ile tanı konabilir. Çok küçük dozları bile (0.5mg’dan az) solunum baskılanması gibi belirtilere yol açabilir. Kanda ve idrarda gazın parçalanma ürünleri tespit edilebilir.

Tedavide atropin ve pralidoksikam gibi ilaçların hızlı bir şekilde uygulanmaları gerekir. Geç kalındığında fayda etmezler. Kurbanlar genellikle kaybedildiği için uzun dönemli etkileri bilinmemektedir. Öldürücü olmayan çok düşük dozlar alındığında, kalıcı bir etki pek beklenmez. Ancak çok düşük dozlara maruz kalanlarda, askerlerde uzun dönemde psikolojik sorunlar ve sinir bozukluğu ile ilgili bulgular da gözlenmiştir.

Sarin, 1938’de Almanya’da böcek ilacı geliştirilirken keşfedilmiştir. Bulan araştırmacıların isimlerinden alıntılarla (Schrader, Ambros, Gerhard Ritter, and von der Linde) alınarak bu isim verilmiştir. İlk kez 1939’da kimyasal silah envanterine girmiş, Naziler tarafından üretilmiş, ancak 2. Dünya Savaşında kullanılmadığı belirtilmektedir.

Şimdiye kadar, çeşitli savaşlarda ve terörist ataklarda kullanılmış, kitlesel kıyımlara yol açmıştır. 1988’te Kuzey Irak’ta Halepçe’de 5000 civarında sivil öldürülmüştür. Aynı yıl, Irak tarafından İran askerlerine karşı kullanılmıştır. 1994’te Japonya’da Aum Shinrikyo tarafından kullanılmış, 8 kişi ölmüştür. 1995’te aynı tarikat sarin gazı ile Tokyo metrosunda 12 kişinin ölümüne neden olmuştur. 2013’te Suriye’de 322-1729 arasında sivil öldürülmüştür. Son olarak birkaç gün önce 150’den fazla kişinin ölümüne yol açtığı belirtilmektedir'

 09 Nisan 2017, 21:53 
Sayfalar:  
1
CEVAP GÖNDER: