SURİYE'DE KULLANILAN SİNİR GAZLARI NASIL ETKİ EDİYOR, TEDAVİDE NELER YAPILMALI?
ADMiN
Suriyenin kuzeyindeki İdlib bölgesinde 70 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin etkilendiği biyolojik saldırının, bir çeşit sinir gazı olduğu tespit edildi. DSÖnün 2013 yılında Suriye'nin Guta şehrindeki saldırıdan sonra en dehşet verici kimyasal saldırı olarak tanımladığı sinir gazının etkilerini ve tedavi yöntemlerini New Jersey Tıp Fakültesi Acil Tıp Bölüm Başkanı Dr. Lewis Nelson, Live Scienceda açıkladı.



MEDİMAGAZİN HABER MERKEZİ-Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi(CDC)’nin, sinir sistemini etkileyen son derece zehirli gazlar olarak tanımladığı sinir gazlarının, sarin, soman ve tabun gibi türleri bulunuyor. CDC bu gazların renksiz, tatsız, hafif tatlı kokusu olan sıvılar olduğunu ve ısıtıldığında buharlaştıklarını ifade ediyor.

Dr. Nelson; organofosfat kimyasal sınıfına ait sarin, soman ve tabun gazlarının 1930-1940’lı yıllarda insektisit böcek ilaçlarından geliştirildiğini, pestisidlerle aynı semptomlara sahip olmalarına rağmen vücudun farklı yerlerini etkilediklerini aktarıyor.

Nasıl çalışıyorlar?

Dr. Nelson sinir gazlarının vücuttaki etki mekanizmasıyla ilgili; “Organofosfat pestisidleri ve sinir gazlarının her ikisi de sinir hücrelerini uyaran asetilkolini devre dışı bırakan enzime bağlanırlar. Bu enzimler sinir gazları yoluyla tutuldukları için asetilkolinleri devredışı bırakamazlar ve asetilkolinler agresif bir şekilde sinir hücrelerini uyarmaya devam eder.” ifadelerine yer veriyor.

“Organofosfat pestisidleri birkaç dakika içinde felce uğratıyor, nefes almak dahi mümkün olmuyor”

Dr. Nelson’ın aktardığına göre, organofosfat pestisidleri salgı bezlerinde bulunan enzimlere bağlanmaya eğilimli oldukları için çok fazla sıvı salınmasına neden oluyor ve pestisidlere maruz kalan insanlarda yoğun miktarda tükürük salgısı, gözyaşı, ter, ishal, idrar çıkarma, küçülmüş gözbebekleri ve akciğerlerde sıvıyla dolması durumu olan pulmoner ödem gözleniyor.

Dr. Nelson; “Organofosfat sinir gazları vücudun sinir kaslarıyla birleştiği enzimleri hedef aldığından, kaslardaki aşırı asetilkolin artışı sonucu yoğun seğirmeler görülebilir. Bazı insanlar bunu bir çanta dolusu solucan olarak tanımlıyor. Vücuttaki tüm kaslarda bu hareketlenme hissedilebilir. Bir iki dakika sonra da kaslar felce uğrar, nefes almak için bile kasları kontrol etmek mümkün değildir.” sözlerine yer veriyor.

Mevcut tedaviler neler?

“Sinir gazına maruz kalan kişiler, ivedilikle kendilerini arındırmalı”

Sinir gazlarının çok hızlı etki ettiğini, çoğu zaman birkaç dakikada bütün belirtilerin görüldüğünü söyleyen Dr. Nelson, sinir gazına maruz kalan kişilerin ivedilikle kendilerini arındırmaları gerektiğini kaydediyor. Dr. Nelson için bu arınma, kıyafetlerden kurtularak, bedenleri su ve sabunla yıkayarak ve ağzı da yine bol suyla gargara yaparak sağlanabilir. Felce uğrayan bir insan için ise hemen nefes almalarına yardımcı olmak için oksijen maskesi kullanılması gerektiğini söyleyen Dr. Nelson, sağlık çalışanlarının ten temasından kaçınma, sinir gazını solumamaya özen gösterme gibi önlemler alması gerektiğini vurguluyor.

“Atropin ve pralidoksim antidotları mevcut, ama 10 dakika içinde uygulanmalı”

Dr. Nelson son olarak kullanılabilecek antidotlara değiniyor; “Sinir gazını soluyan biri için, bir antidot yardımcı olabilir. Atropin diye adlandırılan bu antidot, asetilkolin reseptörlerinin önünü keserek aşırı sinir uyarılmasını önleyebilir. Başka bir tanesi de 2-PAM olarak da bilinen pralidoksimdir. Pralidoksim, organofosfatları enzimlerden ayırarak asetilkolin çoğalımını durdurabilir. Ne var ki, atropin de pralidoksim de maruz kaldıktan sonra 10 dakika içinde verilmelidir. Eğer hemen kullanımı hazır değilse, tedavi için artık çok geç kalındığı söylenebilir.”.

 07 Nisan 2017, 01:08 
Sayfalar:  
1
CEVAP GÖNDER: