MÜLTECİLERE SUNULAN SAĞLIK HİZMETLERİ YENİ BİR RANT KAPISI MI AÇIYOR?
ADMiN


Suriye’deki iç savaş milyonlarca insanı yurtlarını terk etmeye ve güvende kalabilecekleri ülkelere göç etmeye zorladı. Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin sayısı da üç milyona dayandı. Bu sayı gün geçtikçe artmaktadır.

Türkiye’ye gelen sığınmacılar, bir yandan işsizlik ve emek sömürüsü ile boğuşup, açlık ve sefalet koşullarında yaşama tutunmaya çalışırken, öte yandan sağlık sorunları ile de karşı karşıya kalmaktadırlar.

Avrupa Birliği ülkelerine Türkiye üzerinden gitmeye çalışan mültecilerin yarattığı sorunu gidermek için özellikle Almanya ile Türkiye arasında ‘’3 milyar Euro’’ya varan miktarlardaki rüşvet pazarlıkları devam etmektedir.

Türkiye, nihayet Suriyeli göçmenlere sunulan sağlık hizmetleriyle ilgili birtakım yasal düzenlemeleri gündemine almıştır. Verilecek sağlık hizmetlerine ilişkin "geçici koruma altına alınan yabancılara sunulan sağlık hizmetlerinin yürütülmesiyle” ilgili yayımlanan genelge ve "götürü bedel üzerinden sağlık hizmeti alım protokolünün” neleri içerdiği bu yazıda incelenecektir. Bu düzenlemeler ile bazı özel sağlık işletmelerine rant aktarılmaya mı çalışıldığı ve sağlık hizmet sunumuna müdahale aracı olarak sağlık uygulama tebliğinin ayrıntıları "sınırlar arasında yaşam savaşı veren sığınmacıların trajedilerinin sona ermesi dileğiyle…’’ paylaşılacaktır.

Ülkemize gelen Suriyelilerin ‘’geçici koruma’’ statüsüne alınması

İç savaş nedeniyle ilk olarak Nisan 2011 tarihinden itibaren Türkiye’ye giriş yapan Suriyeliler ancak 3,5 yıl sonra 22.10.2014 tarihinde Geçici Koruma Yönetmeliği ile ‘’geçici koruma’’ statüsüne alınmıştır. Başlangıçta kardeşlerimiz ve misafirlerimiz olan bu insanlar, önce sığınmacı şimdilerde de koruma altına alınan yabancılar oldular.

Hizmetlerden yararlanma durumları;

Şahıs numaralı, fotoğraflı ve yabancı tanıtım belgesi çıkarılıp kayıt yaptırarak “geçici koruma altına alınan yabancılar” statüsüne alınan göçmenler; sağlık, eğitim, geçici barınma ve sosyal yardım gibi hizmetlerden yararlanabilmektedir.

Kamu kurum ve kuruluşları tarafından sunulan hizmetlerin genel koordinasyonunun yetki ve sorumluluğu Afet ve Acil Durumu Yönetimi Başkanlığındadır (AFAD). Sağlık hizmetlerinin ilgili mevzuat hükümlerine uygun gerçekleştirilmesi ise Sağlık Bakanlığının kontrolü ve sorumluluğunda yürütülmektedir.

Sağlık hizmetlerinin sunulması;

Sağlık hizmetleri, geçici barınma merkezlerinde barınanlara buralara kurulan geçici sağlık merkezlerinde, bunun dışındakilere ise Toplum Sağlığı Merkezlerine bağlı göçmen sağlığı birimlerinde birinci basamak tanı ve tedavi hizmetleri verilmekte; koruyucu, aşı ve üreme hizmetleri ve hastane sevk işlemleri gerçekleştirilmektedir. İkinci ve üçüncü basamakta ise ileri tedavi hizmetleri sunulmaktadır.

Ancak barınmalarına izin verilen illerde sağlık hizmeti almaları esastır. Acil hizmetler dışında ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşuna sevk ile müracaat edilmesi gerekmektedir.

Mültecilerin 2014 yılına kadar aşı ve koruyucu hizmetler dışında tedavi hizmetlerine ve ilaca erişimleri çok sınırlı idi. Daha çok kendi olanakları ile bu hizmetlere erişebiliyorlardı. Ancak 2014 yılından itibaren düzenli kamu sağlık hizmeti sunulmaya başlanmıştır.

Sunulan sağlık hizmetlerinin kapsamı;

Hizmetler, SUT ( Sağlık Uygulama Tebliği) ve protokol hükümleri kapsamında sunulmaktadır. SUT hükümleri çerçevesinde bedeli karşılanmayan sağlık hizmeti verilmemekte ve sunulacak sağlık hizmetlerinin kapsamında Sağlık Uygulama Tebliği’nde daraltma yapılabileceği tanımlanmaktadır. Ancak hangi sağlık hizmetlerinin daraltma kapsamına alınabileceği açıkca belirtilmemiştir.

Karşılanabilen tedavi hizmetlerinin bedellerinin ödenmesi;

Tedavi hizmetleri, AFAD ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan ve 01.07.2015 – 31.12.015 tarihi aralığında geçerli olan ’Götürü bedeli üzerinden sağlık hizmeti alım protokolü’’ hükümleri doğrultusunda verilmektedir.

AFAD'ın 2015 yılı sağlık hizmeti alımı için Sağlık Bakanlığına yıllık 375.000.000 TL götürü bedeli ödeyeceği ve ödemelerin aylık 31.250.000 TL olmak üzere Sağlık Bakanlığı merkez döner sermaye saymanlık hesabına yatırılacağı bildirilmektedir.

İkinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetleri: ayakta ve yatarak tedaviler sırasında tetkik ve tahlillerin tümü,yatarak tedavi gören hastaların tedavileri sırasında kullanılacak olan tıbbi malzeme ve ilaçlar (yurt dışından temin edilen ilaçlar hariç) götürü bedeli içerisinde değerlendirilmektedir.

Üniversite hastanelerine veya özel sağlık tesislerine sevk edilen hastaların tetkik ve tedavi giderleri ise götürü bedel protokol kapsamında sevk yapan sağlık tesisince bu kuruluşlara ödenecektir.

Hizmetlerin mevzuata uygun sunulması ile usulsüz ve yersiz işlemlerle ilgili her türlü takibin yapılmasından Sağlık Bakanlığı sorumludur. Yani Bakanlık bizzat kendisinin yapması muhtemel usulsüz ve yersiz işlemleri yine kendisi denetleyecektir(!).

AFAD'ın tedavi hizmet bedelleri ile ilgili ödemeleri zamanında yapmaması, Kamu Hastane İşletmelerinin mali sıkıntı yaşamasına yol açabilecektir.

İşlemlerin Sosyal Güvenlik Kurumu bilgi işlem sistemine (MEDULLA) kaydedilmesi ve reçetelerin karşılanması;

15 Ekim 2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere; sunulan sağlık hizmet verilerinin SGK bilgi işlem sistemine (MEDULLA) kaydedileceği ve sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenlenen elektronik/manuel reçetelerin SGK ile anlaşması bulunan eczanelerce kabul edileceği belirtilmiştir.

Ayakta tedavilerde gerekli olan ilaç, tıbbi malzeme ve tıbbi ürünler SUT geri ödeme kuralları çerçevesinde AFAD tarafından karşılanacaktır.

Çalışma izni alarak sosyal güvenlik kapsamına giren kişiler dışındaki mültecilere ait reçetelereilişkin katılım payı alınmayacağı, incelenme ve itiraz işlemleri tamamlanmış olan fatura tutarlarının tamamının, Valilik kayıtlarına intikal ettirilmesini müteakip ödenek gönderilmesinden itibaren yedi iş günü içinde İl Valilikleri acil yardım harcama komisyonu tarafından ödeneceği ifade edilmektedir.

"Külfet paylaşımı’’ ranta mı çevriliyor?

SONUÇ; Sınırlar arasında yaşam savaşı veren göçmenlerin trajedisinin sona ermesi öncelikle Suriye’de ve bölgede yürütülen vekâlet savaşının bitirilmesine bağlıdır.

Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin sayılarının her geçen gün artarak üç milyona dayandığı ve artık ülkelerine dönme koşullarının giderek zayıfladığı aşikârdır. Ülkemizde kalıcı oldukları anlaşılan mültecilerin sorunlarına bu çerçevede çözüm aramak gerekmektedir.

Aç gözlü ve fırsatçı işverenler tarafından çocuk, genç, erişkin her yaştaki Suriyeli merdiven altı atölyelerde, ağır ve tehlikeli işlerde köle gibi çalıştırılmakta ve her türlü hastalıkla karşı karşıya kalabilmektedirler.

Ne yazık ki ülkemize sığınan Suriyeli mülteciler siyasi ve ekonomik rant aracı olarak görülmektedirler.

Geçici koruma altına alınan ‘’yabancılara’’ sağlık hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin yayımlanan genelge (2015/8) ve götürü bedel üzerinden sağlık hizmeti alım protokolünün maddeleri suiistimallere açıktır:

• Sağlık Bakanlığınca sunulacak sağlık hizmetlerinin kapsamına Sağlık Uygulama Tebliği’nde ‘’daraltma yapılacağı’ ifade edilmiş, ancak hangi hizmetlerde ve hangi gerekçelerle daraltma yapılacağı belirtilmemiştir. Tamamen keyfi bir yaklaşım söz konusudur.

• İlaç fatura bedellerinin Valiliklere ödenek gönderilmesinden sonra ödeneceği belirtilmektedir. Ancak ödenek gelmesinin gecikmesi veya gelmemesi durumunda ne olacağı sorusunun cevabı açıktadır.

• Reçetede ortaya çıkan ilaç fark ücretinin kim tarafından ve nasıl ödeneceği belirtilmemiştir.

• SGK sadece reçetelerin SUT’a uygunluğunu denetleyebilecektir. Usulsüzlükleri, cezai işlem gerektirecek konuları, kamu zararı tespiti ve denetimi yapacak bir protokol ve kurum bulunmamaktadır.

• Bu durum devam edecek olursa götürü bedel uygulaması ile aracı 'dayı başlarına', bazı ecza deposu ve eczane sahiplerine rant aktarılması söz konusu olacaktır.

• "Sağlık hizmeti sunucuları, kapsamdaki kişilerden SUT’ ta yer almayan işlem bedelleri ve ilave ücretler dışından ayrıca bir bedel talep edemez" hükmü ilebir lokma ekmeğe muhtaç mültecilerden ilave ücret alınacağı belirtilmektedir.

• Bazı sağlık işletmeleri Suriyeli hastaları performans puanı ve ciro olarak görmekte, gelirlerini ve performans puanlarını artırmak için daha çok hasta muayene girişi, daha fazla ameliyat ve girişimsel işlem yapmaktadırlar.

• Koruma altına alınan Suriyeliler, Bakanlığa bağlı hastanelere gidebilmek için sevk zorunlu olduğundan günlerce poliklinik ile hastane arasında gidip gelmek zorunda kalmaktadırlar. Bazı hastanelerde performans puanlarını yükseltmek adına keyfi olarak değişik gerekçelerle sevk istemektedirler.

ÖNERİLERİMİZ;

• Sağlık hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin yapılacak işlemlere alt yapı oluşturulduktan sonra başlanmalıdır.

• Göçmen sağlığı birimlerinin (Suriyeli polikliniği) fiziki ve teknik donanımları ile tıbbi demirbaş yetersizlikleri giderilerek asgari standartlar sağlanmalıdır.

• Sunulan sağlık hizmet verilerinin SGK bilgi işlem sistemine (MEDULLA) kaydedilmeye başlanmış olması nedeniyle sevk sistemine ihtiyaç kalmamıştır. Bu nedenle kaldırılmalıdır.

• Koruma altına alınanların nüfus yoğunluğunun bulunduğu illerde hizmet sunumu sırasında yaşanan sorunların en aza indirilmesi için Bakanlığa bağlı bir hastanenin referans hastanesi olması uygun olacaktır.

• Hastanelerin hizmet bedeli alacak tutarları AFAD tarafından zamanında ve aylık olarak ödenmelidir.

• Katılım payı ve ilave ücret kaldırılmalıdır.

• İlaca ulaşımda yaşanan sorunların çözülebilmesi için İçişleri Bakanlığı ile Türk Eczacılar Birliği arasında hizmet alım protokolü yapılmalıdır.

• İlaç fatura bedellerinin ödenmesi ‘’ödenek gelmesine ‘’ bağlanmamalıdır. Ödenek gelmediğinde faturanın nasıl ödeneceği açıkca belirtilmelidir.

• Merdiven altı atölyelerde, ağır ve tehlikeli işlerde, hiçbir önlem almadan, çocukları köle gibi çalıştırıp birçok mültecinin hastalanmasına neden olan özellikle ayakkabıcılar sitelerindeki işyerlerinin denetlenmesi ve gerekli önlemlerin alınmasını istemek görevlerimiz arasındadır.

Sağlık denince sistem sadece tedavi hizmetlerini ve ilacı önümüze sürmektedir. Bilinmelidir ki; sağlık yalnızca ’’tıbbi bakım’’ ile sınırlı değildir, bütüncüldür. Beslenme- barınma, bireylerin sosyo-ekonomik durumları, fiziksel çevre ve çalışma koşulları sağlığın en önemli belirleyicileridir.

Evet, önümüzdeki günler kış; havalar soğumakta, çocuklar ve bebekler yatağa aç girmektedir. Parklarda ya da boş/metruk binalarda açlık ve sefalet koşullarında yaşamaya çalışan mültecilerin barınma ve beslenme konusunda neler yapılacaktır?

Mesleki ve iyi hekimlik değerleri

Suriyeli mültecilere uygulanan sistematikleşmiş emek sömürüsüne, temel hak mahrumiyetlerine, nefret söylemi ve ayrımcılığa karşı çıkmak, onurlu, sağlıklı ve daha iyi bir yaşam umudunu yeşertmek için siyasi ve ekonomik rant beklentisi olmadan din, milliyet, ırk, toplumsal sınıf ayrımı yapmadan insanlara hizmet etmek gerekmektedir.

Dr. Ergün DEMİR, Dr.Güray KILIÇ

 04 Kasım 2015, 21:10 
Sayfalar:  
1
CEVAP GÖNDER:
  Anasayfa   Bilgi Yarışması   Deneme Sınavı   Çalışma Soruları   Forum   Dosyalar   Linkler   Anketler   Etkinlikler   Özel Mesajlar   Sözlük  
  Üyeler   Yöneticiler   Favori Sorular   Soru Ekle   Soru Sınıfla   Tüm Sorular   Günün Sorusu  
  Üye Ol   Üye Girişi Yap   Üye Çıkışı Yap   Üyelik Ayarları  Banka 
  Destek  Site Haritası   Site İçi Arama   İletişim