TIBBİ İNGİLİZCE MİNİ SÖZLÜK
ADMiN
DİKKAT: Bu konu 7 yıl önce açılmış. İçerdiği bilgiler eskimiş olabilir!
Şu adresten excel formatında indirebilirsiniz:
http://rapidshare.com/files/219788508/oncetus.com_-_TIBBi_iNGiLiZCE.rar

Şu adresten excel makrosu olarak indirebilirsiniz:
http://hotfile.com/dl/29985931/af88a66/oncetus.com_tibbi_ingilizce_sozluk.rar.html
 10 Nisan 2009, 23:12 
ADMiN
  • A variety of : pek çok çeşit
  • Ability : muktedirlik, yetenek, beceri
  • Abnormal : anormal, normal olmayan
  • Abortion : abortus, düşük
  • About : hakkında
  • Above : üstünde, üzerinde
  • Abrupt : ani, birden bire
  • Absence : yokluk, mevcut olmamak
  • Absolute : mutlak , kesin
  • Abstain from : kaçınmak
  • According to : -e göre
  • Accumulate : toplanmak
  • Acquired : edinsel, kazanılmış, sonra-dan edinilen
  • Across : çapraz, diğer tarafa
  • Action : fiil, hareket, tesir etme, işleyiş
  • Active : aktif
  • Actually : gerçekte
  • Additional : ilave, ilaveten
  • Additionally : ek olarak
  • Adequate : yeterli
  • Adjacent : bitişik, bitişiğinde
  • administer : idare etmek, vermek, uygulamak
  • Adult : ergin, yetişkin
  • Adulthood : ergenlik
  • Advantage : avantaj
  • Adverse : zıt, karşı, aksi
  • Afflict : zarar vermek
  • Against : -e karşı
  • Age : yaş, ömür, çağ
  • Agent : ajan, vasıta, görevli
  • Aggregation : toplanma, bir araya gelme
  • Aim : amaç, hedef
  • Air : hava
  • Airway : hava yolu
  • Alcohol : alkol
  • All : tüm, tam, hepsi
  • Almost : hemen hemen
  • Alone : tek başına, yalnız
  • Along : boyunca, uzunluğunca
  • Also : aynı zamanda
  • Although : -e rağmen
  • Always : daime, her zaman
  • Among : arasında, arada
  • Amount : miktar
  • Anemia : anemi, kansızlık
  • Animal : hayvan
  • Ankle : ayak bileği
  • Anorexia : iştahsızlık
  • Another : başka, diğer
  • Answer : cevap vermek
  • Antibody : antikor
  • Antigen : antijen
  • Anxiety : endişe, kaygı
  • Anxious : endişe yaratan, kaygı verici
  • Anywhere : herhangi bir yer
  • Apparent : bariz, belirgin, belli
  • Appear ance : görünüm, görünüş
  • Appetite : iştah
  • Application : uygulama, başvuru
  • Approach : yol, yaklaşım
  • Appropriate : uygun , yerinde
  • Approximately : yaklaşmak, yaklaş-tırmak
  • Area : bölge, alan
  • Arise from : -den kaynaklanmak
  • Arm : kol
  • Around : çevresinde, civarında
  • Artery : arter, atar damar
  • As : olarak, gibi
  • As a consequence : sonuç olarak
  • As a consequence of : -ın sonucu ola-rak
  • As a result : sonuç olarak
  • As well as : kadar
  • Assisted : yardımlı
  • Assistence : yardım, destek
  • Association : bağlantı, birlik, ortaklık
  • At least : hiç olmazsa, en azından
  • At the onset of : -ın başlangıcında
  • Attachment : bağlantı, birleşme, bağ-lılık
  • Attention : dikkat, özen, ilgi gösterme
  • Author : otorite, yazar, müellif
  • Available : mevcut , var
  • Avert : kaçınmak
  • Baby : bebek
  • Bad : kötü, fena, çirkin
  • Balance : denge
  • Basal : taban, asgari, en düşük
  • Basic : esas, temel, başlıca
  • Basis : esas, ilke, kural, taban
  • Beat : atma, atım, vuru
  • Bebeath : altında, alt tarafında
  • Because : çünkü, -dığı için
  • Before : önce, önde, önünde
  • Beforehand : önceden, daha evvel
  • Behavior : davranış, davranım
  • Belong to : ait olmak
  • Below : aşağı, aşağısında, aşağıda
  • Best : en iyi
  • Better : daha iyi
  • Between : arasında
  • Bile : safra
  • Bile duct : safra yolu
  • Biochemical : biyokimya ile ilgili, biyokimyasal
  • Biochemistry : biyokimya
  • Bladder : mesane, idrar torbası
  • Bleed : kanamak
  • Blood : kan
  • Blood clot : kan pıhtısı
  • Bloody : kanlı
  • Blues : can sıkıntısı, neşesizlik
  • Body : vücut
  • Bone : kemik
  • Bony : kemiksi bone
  • Bowel : kalın bağırsak
  • Boy : erkek çocuk
  • Brain : beyin
  • Branch : dal, kol, branş
  • Break loose : kopmak
  • Breast : meme
  • Breathing : nefes alma
  • Broad : geniş, yaygın
  • Capacity : kapasite, kabiliyet, yeterlilik
  • Capillary : kılcal damar, kapiller
  • Care : bakım
  • Careful : dikkatli
  • Carrier : taşıyıcı
  • Cartilage : kıkırdak
  • Case : vaka
  • Caudal : kuyruk, uç
  • Causative : sebep olan
  • Cause : sebep, neden
  • Caution : dikkat
  • Cell : hücre
  • Center : merkez
  • Central : merkezi
  • Certain : kesin, mutlak, bazı
  • Chain : zincir, sıra
  • Chamber : odacık, boşluk
  • Chest : göğüs
  • Child : çocuk
  • Childhood : çocukluk
  • Children : çocuk
  • Chocolate : çikolata
  • Choking : boğma, nefesini kesme
  • Cigarette : sigara
  • Circular : yuvarlak, dairesel
  • Circulation : dolaşım, devinim
  • Circumference : çevre, çember
  • Circumstance : koşul
  • Class : sınıf
  • Clear : açık, aydınlık, berrak, aşikar
  • Clearly : açıkça
  • Clog : tıkamak
  • Closed : kapalı
  • Closure : kapatma, kapanma
  • Clot : pıhtı
  • Clue : ipucu
  • Cluster : küme
  • Cognitive : idrakla ilgili, öğrenmeye dair
  • Coincident with : aynı zamanda olan
  • Collection : birikim, birikinti
  • Cominon : ortak, sık
  • Committed : bağlı olan, işlenen
  • Common : yaygın
  • Compared with : -ile karşılaştı-rıldığında
  • Compensation : telafi, ödün
  • Complaint : şikayet
  • Completely : tamamen
  • Component : uzuv, parça, üye, öğe
  • Comprehend : anlamak
  • Compression : baskı, sıkıştırma
  • Concentration : yoğunluk, konsantras-yon
  • Conclusive : sonuçlandırıcı
  • Concominttant : birlikte olan, beraber bulunan
  • Condition : durum
  • Conditioned : şartlanmış, şartlı
  • Conduction : ileti
  • Conductor : iletken
  • Confusion : karuştırma, konfüzyon
  • Congenital : doğuştan, konjenital
  • Conipound : bileşik
  • Connective : bağlayan, bağlayıcı
  • Consequence : netice, sonuç
  • Considereble : mühim, büyük, hatırı sayılır
  • Consist of : -den oluşmak
  • Consolidation : birleştirme, sertleş-tirme, konsolide etme
  • Constant : sürekli
  • Constriction : daralma, büzülme
  • Consumption : tüketim
  • Contact : temas
  • Contaminated : bulaşmış, kirlenmiş
  • Content : içerik
  • Continuous : devamlı, sürekli
  • Contractile : kasılabilir
  • Contractility : kasılabilme
  • Contraction : kasılma
  • Controversy : tartışma
  • Copious : bol, bereketli
  • Correct : doğru
  • Cough : öksürük
  • Country : ülke, memleket
  • Course : seyir, akış, gidiş
  • Course of illness : hastalığın seyri
  • Criter : kriter
  • Crucial : çok önemli
  • Crying : ağlama
  • Crystal : kristal
  • Culture : kültür
  • Cupper : bakır
  • Cure : tedavi
  • Current : akım, geçerli, çağdaş
  • Cycle : siklus, döngü
  • Daily : günlük
  • Damage : hasar, zarar
  • Dark : koyu, karanlık
  • Darkening : kararma, koyulaşma
  • Day : gün
  • Dead : ölü
  • Death : ölüm
  • Debilitated : düşkün
  • Debris : artık madde, yıkıntı ürünü
  • Decade : on yıllık süre
  • Decide : karar vermek
  • Decline : düşüş, alçalış
  • Decrease : azalmak
  • Deep : derin
  • Default : kusur
  • Defect : hata, kusur
  • Defective : hatalı, kusurlu
  • Defense : savunma
  • Deficiency : eksiklik, yoksunluk
  • Deficient : eksik
  • Deficit : açık, eksik
  • Deglutition : yutma, yutkunma
  • Dejection : keyifsizlik, kederlilik
  • Delayed : gecikme, geç kalmış
  • Deliberate : bilinçli
  • Delivery : doğum, doğurma, yerine verme
  • Demantia : demans, bunama
  • Demonstrable : gösterilebilir
  • Dense : yoğun, kesif
  • Density : yoğunluk, kesafet
  • Dependence : bağımlılık
  • Dependent : bağlı, bağımlı
  • Deposition : depo, birikim
  • Depression : depresyon
  • Deprivation : dayanmak
  • Depth : derinlik
  • Derivative : türev
  • Descent : inme, alçalma
  • Description : tamam, tarif
  • Despite : -e rağmen
  • Destroy : tahrip etmek
  • Detail : detay
  • Detection : tespit
  • Deterioration : kötüye gidiş
  • Development : gelişme, geliştirme
  • Diagnosis : teşhis
  • Die of : -den ölmek
  • Difference : farklılık, fark
  • Different : farkı, ayrı
  • Differential : ayırıcı
  • Differentiation : ayırım, ayrıştırma
  • Dilatation : genişleme, dilatasyon
  • Dilated : dilate, genişlemiş
  • Direction : yön, doğrultu
  • Disadvantage : dezavantaj
  • Discoloration : renk değişikliği, renk bozukluğu
  • Disease : hastalık
  • Disinfectant : dezenfektan
  • Disorder : hastalık, felaket, bozukluk
  • Disproportion : oransızlık
  • Disruption : kesilme, bozulma
  • Dissection : parçalama
  • Dissemination : yayılım
  • Distant : uzak
  • Distention : şişkinlik, gerilme, şişme
  • Distinct : ayrı, farklı
  • Distinction : ayırt etme, ayırma, fark
  • Distinguish : ayrımına varmak
  • Distress : sıkıntı
  • Distribution : dağılım
  • Disturbance : bozukluk, rahatsızlık
  • Division : bölüm
  • Dizzines : baş dönmesi
  • Dosage : dozaj
  • Dose : doz
  • Dressing : pansuman
  • Drop : damla, düşüş
  • Drowsiness : uykusuzluk
  • Drug : ilaç
  • Drug trials : ilaç deneyleri
  • Dry : kuru
  • Due to : yüzünden
  • Duration : süre
  • During : süresince, boyunca
  • Dysfunction : fonksiyon bozukluğu
  • Each : ger bir, her, başlı başına
  • Early : erken
  • Edema : ödem
  • Edge : kenar
  • Effect : etki
  • Effectively : etkili bir şekilde
  • Elasticity : elastiklik
  • Elderly : yaşlı
  • Elevated : yükselmiş
  • Elimination : ortadan kaldırma
  • Elsewhere : diğer yerlerde
  • Emergency : acil
  • Emission : yayılım
  • Emotion : emosyon, heyecan, his
  • Emphasizes : vurgulamak
  • Empirically : deneysel olarak
  • Empty : boş
  • Encompass : kapsamak
  • Encounter : karşılaşmak
  • End : son
  • Endproduct : son ürün
  • Endurance : tahammül, dayanma, dayanıklılık
  • Enlarged : büyümüş
  • Enlargement : genişleme
  • Enormous : çok büyük
  • Entire : tamamen, tümüyle
  • Entry : giriş
  • Environment : çevre
  • Environmental : çevresel
  • Epidemic : salgın
  • Episode : yaka, olay, ara
  • Era : devir, dönem
  • Especially : özellikle
  • Essential : temel
  • Establish : yerleştirmek
  • Estimation : tahmin, değerlendirme
  • Etiology : etiyoloji, neden
  • Evalutation : değerlendirme, taktir, yorum
  • Evanescent : kısa süreli, kısa ömürlü
  • Even : bile
  • Even if : -se bile
  • Even though : -e rağmen
  • Eventually : en sonunda, neticede
  • Every : her
  • Everybody : herkes
  • Everyone : herkes
  • Evidence : delil, tanık, tanıklık
  • Evident : aşikar
  • Examination : inceleme, muayene
  • Except : -den başka, müstesna, hariç
  • Exception : istisna, ayrı, başka
  • Excess : aşırı, fazla, ifrat
  • Excessie : aşırı miktarda, fazlaca
  • Excretion : atılım, boşaltım
  • Exercise : egzersiz, idman, kullanma
  • Exertion : çabalama, uğraş, kullanma
  • Exhaustion : yorgunluk
  • Exist : var olmak
  • Experienced : deneyimli, tecrübeli
  • Experiment : deney
  • Experimental : deneysel
  • Exposure : maruz kalma
  • Expression : ifade, anlam, terim
  • Extend : uzatmak
  • Extensive : geniş, yaygın, aşırı miktarda
  • Extent : derece, miktar, mertebe
  • Extraction : çıkarma, sökme, soy
  • Extreme : aşırı
  • Exudate : eksüda
  • Face : yüz, çehre
  • Facial : yüze ait, yüzle ilgili
  • Factitous : mücadeleci, geçimsiz
  • Factor : faktör, sebep, unsur
  • Factory : fabrika
  • Fail : başarısızlığa uğramak
  • Failure : başarısızlık, bozukluk, çalışamama
  • Faint : bayılmak
  • Fall : düşme
  • Familial : aileye ait
  • Family : aile, cins, familya
  • Far : uzak, ötedeki
  • Fasting : aç olma
  • Fat : yağ, şişman, yağlı
  • Fatal : ölümcül
  • Father : baba
  • Fatigue : yorgunluk
  • Fatique : yorgunluk, dermansızlık, güçsüzlük
  • Fear : korku, endişe
  • Feasible : yapılabilir, mümkün
  • Feature : nitelik, özellik
  • Febrile : ateşli, ateşe ait
  • Feeling : his, hissetme
  • Female : dişi
  • Fertilization : döllenme
  • Fertilized : döllenmiş
  • Fetal : fetüse ait, bebekle ilgili
  • Fever : ateş
  • Fiber : lif, iplik, tel
  • Finding : bulgu
  • Fine : nazik, ince, iyi, mükemmel
  • First : ilk, birinci
  • Flight : uçma, uçuş
  • Floor : zemin, döşeme, kat
  • Flow : akım, akış
  • Fluid : sıvı
  • Flushing : kızarma
  • Focus : odak noktası
  • Food : gıda, besin
  • Foreign : yabancı, el
  • Form : şekil, biçim
  • Formation : oluşum, yapı
  • Formed : şekilli
  • Former : ilk bahsedilen, bir önceki
  • Foul : pis, kirli, bozuk
  • Fracture : kırık
  • Fraternal : kardeşçe, kardeşler arasındaki
  • Frequency : sıklık, frekans
  • Frequent : sık sık
  • Friend : arkadaş
  • Front : ön taraf, cephe
  • Frozen : donmuş, dondurulmuş
  • Functional : işlevsel
  • Funnel : huni, baca, huni şeklinde
  • Furthermore : üstelik
  • Gallbladder : safra kesesi
  • Gallstone : safra taşı
  • General : umumi, genel
  • Generalized : genelleştirilmiş
  • Generally : genellikle, çoğunlukla
  • Generation : nesil, jenerasyon, üretme üretim
  • Gentle : nazik, kibar, yavaş
  • German measles : kızamıkçık
  • Gestation : gebelik
  • Giant : dev
  • Girdle : kemer, kuşak
  • Girl : kız çocuk
  • Gland : bez
  • Goal : amaç
  • Good : iyi
  • Grade : derece
  • Great : büyük, muazzam
  • Grey : gri
  • Grief : keder, hüzün, gam
  • Groin : kasık
  • Groove : oluk, kanal
  • Gross : kaba, koyu, toplam, makroskobik
  • Growth : büyüme, gelişme
  • Half-life : yarı ömür
  • Hard : katı, sert, zor
  • Harm : zarar, hasar
  • Harmful : zararlı, dokunur
  • Harmless : zararsız
  • Hazardous : tehlikeli
  • Head : kafa, baş
  • Headache : baş ağrısı
  • Healing : iyileşme
  • Health : sağlık
  • Healthy : sağlıklı
  • Heart : kalp
  • Heart failure : kalp yetmezliği
  • Heat : ısı, sıcaklık, hararet
  • Heated : ısıtılmış
  • Heavy : ağır
  • Height : boy, yükseklik
  • Helpful : yardımcı
  • Helpless : çaresiz
  • Hematogenous : kan yoluyla
  • Hereditary : kalıtımsal
  • Heredity : kalıtım
  • High : yüksek, yüksekteki
  • Higldy : çok
  • Hind : arka, art
  • History : hikaye
  • Hoarse : boğuk, kısık
  • Hollow : içi boş
  • Hopeless : umutsuz
  • Horn : boynuz
  • Host : konak
  • Hot : sıcak
  • Hour : saat
  • Hourly : saat başı
  • However : her ne kadar, bununla beraber, her nasılsa
  • Human : insan
  • Humid : nemli
  • Hungry : aç
  • Hypertension : yüksek tansiyon
  • Hypotension : düşük tansiyon
  • Hypoxia : hipoksi
  • İdea : fikir, düşünce
  • İllness : hastalık
  • İmbalance : dengesizlik
  • İmmobility : hareketsizlik
  • İmmortal : ölümsüz
  • İmmunity : bağışıklık
  • İmplantation : aşılama
  • İmportance : önem
  • İmportant : önemli
  • İn addition : ilaveten, ilave olarak
  • İn contrast : tersine
  • İn fact : gerçekte
  • İn part : kısmen
  • İn the course of : sürecinde
  • İnadequate : yetersiz
  • İnanimate : cansız
  • İnappropriate : uygun olmayan
  • İncident : hadise, olay
  • İncidental : tesadüfi
  • İncision : ensizyon, kesi
  • İncompatible : mümkün olmayan
  • İncrease : artmak
  • İndentical : eş, benzer, tıpa tıp, aynı
  • İndicate : göstermek
  • İndividual : birey, kişi
  • İnduction : indükleme
  • İnfant : süt çocuğu
  • İnfarction : enfarktüs
  • İnfection : enfeksiyon
  • İnfectious : bulaştırıcı, enfekte
  • İnformation : bilgi, danışma
  • İnhalation : soluk alma
  • İnheritance : kalıtım, miras
  • İnhibition : engel, durdurmak
  • İnitial : ilk, başlangıç
  • İnjury : yaralanma, hasar, incinme
  • İnsidious : sinsi, gizli
  • İnsoluble : çözünmeyen, erimez
  • İnstance : örnek, defa, kere
  • İnstead of : yerine
  • İnstruction : öğretim
  • İnstrument : alet, araç
  • İntense : yoğun
  • İntermittent : aralıklı
  • İntolerance : tahammülsüzlük
  • İntroduction : başlama, giriş, takdim etme
  • İron : demir
  • İrreversible : geri dönüşsüz
  • İrritable : tahriş edici
  • İrritation : tahriş
  • İsolated : izole, yalnız
  • İsolation : izolasyon, yalnızlık
  • İtchy : kaşıntılı
  • Jaundice : sarılık
  • Jaw : çene
  • Joint : eklem
  • Judgement : muhakeme
  • Junctional : bağlantıyla ilgili
  • Kidney : böbrek
  • Knee : diz
  • Knowledge : bilgi
  • Labor : travayda bulunma
  • Late : geç
  • Later : sonra, daha sonra
  • Latest : en geç
  • Latter : ikinci bahsedilen
  • Layer : katman
  • Lead : kurşun
  • Lead to : yol açmak
  • Leave : terk etmek
  • Left : sol
  • Leg : bacak
  • Lesion : lezyon
  • Less : daha az
  • Level : seviye, hiza, düzey
  • Liable : sorumlu
  • Likely : olası
  • Line : hat, çizgi
  • Liquid : sıvı
  • Little : az, küçük
  • Liver : karaciğer
  • Location : mevkii, yer, yerleştirme
  • Loneliness : yalnızlık
  • Long : uzun
  • Loose : gevşek
  • Loss : kayıp
  • Low : düşük, alçak
  • Lung : akciğer
  • Lymph : lenf
  • Maintenance : idame, sürdürme
  • Malaise : kırgınlık
  • Male : erkek
  • Malformation : şekil bozukluğu
  • Malfunction : bozuk işleme
  • Malnutrition : kötü beslenme
  • Man : erkek birey
  • Management : idare
  • Mandatory : zaruri
  • Manifestation : belirti, ortaya çıkış
  • Manufacture : üretmek
  • Margin : kenar, sınır
  • Marked : belli
  • Marrow : kemik iliği
  • Mask : maske
  • Mass : kitle
  • Massive : aşırı miktarda
  • Mean : ortalama
  • Meaning : mana, anlam
  • Measles : kızamık
  • Measurement : ölçü, ölçüm
  • Medication : ilaç verme
  • Medium : çevre, ortam, besi yeri
  • Member : üye, eleman
  • Membrane : zar
  • Memory : hafıza
  • Midwife : ebe
  • Migration : göç
  • Migratory : gezici
  • Milk : süt
  • Milky : sütsü
  • Minute : dakika
  • Mixture : karışım
  • Modify : değiştirmek
  • Moist : nem
  • Moisture : nemlilik
  • Month : süre olarak ay
  • Mood : ruh hali, mizaç
  • Morbid : sağlıksız
  • Moreover : üstelik
  • Mortal : ölümcül
  • Most frequently : çok sık
  • Most likely : büyük bir olasılıkla
  • Mother : anne
  • Multiple : çoğul
  • Muscle : kas
  • Muscular : kas ile ilgili
  • Myalgia : miyalji, kas ağrısı
  • Narrow : dar
  • Narrowing : darlık, daralma
  • Natural : doğal
  • Nature : doğa, tabiat
  • Nausea : bulantı
  • Nearly : hemen hemen
  • Necessary : gerekli
  • Neck : boyun
  • Need : ihtiyaç
  • Newborn : yeni doğan
  • Next : sonraki, diğer
  • Night : gece
  • Node : düğüm, nod
  • Nose : burun
  • Notch : girinti, çentik
  • Nucleus : çekirdek
  • Numerous : çok sayıda
  • Nutrition : beslenme
  • Obese : şişman, obez
  • Obesity : şişmanlık, obesite
  • Object : cisim, nesne
  • Objective : nesnel, objektif
  • Obligatory : zorunlu
  • Observation : gözlem
  • Obstruction : tıkanıklık
  • Obstructive : tıkayıcı
  • Obtain : elde etmek
  • Occasion : hal, durum
  • Occasional : ara sıra
  • Occasionally : ara sıra, nadiren
  • Occur : olmak
  • Often : sık, sıklıkla
  • Old : eski, yaşlı
  • Once : bir kere, tek
  • Onset : başlangıç, ortaya çıkış
  • Operation : ameliyat
  • Opposite : zıt
  • Or : veya, yada
  • Order : emir, düzen, sıra
  • Orderly : düzenli
  • Ordinary : basit, sıradan, olağan
  • Other : başka, diğer
  • Otherwise : aksi takdirde
  • Outcome : sonuç
  • Output : verim gücü, randıman
  • Ovary : over, yumurtalık
  • Overall : tüm, baştan başa
  • Overdose : aşırı doz
  • Overlying : üzerinde uzanan
  • Ovulation : yumurtlama
  • Oxygen : oksijen
  • Pain : ağrı
  • Painful : ağrılı
  • Painless : ağrısız
  • Pair : çift
  • Palpitation : çarpıntı
  • Paralysis : felç, paralizi
  • Partial : parsiyel, kısmi
  • Partially : kısmen
  • Particular : has, özgü, özel
  • Particularly : özellikle
  • Parturient : doğum yapan
  • Passage : geçiş, geçme
  • Passive : pasif
  • Pathogen : patojen
  • Patient : hasta
  • Pattern : model, örnek, biçim
  • Pause : ara, durak
  • Pedicle : sap, pedikül
  • Percent : yüzde (%)
  • Perform : yapmak
  • Permeability : geçirgenlik
  • Persistant : inatçı, devamlı
  • Person : kişi, birey
  • Pessinism : kötümserlik
  • Phase : safha, dönem
  • Phenomenon : fenomen, olay
  • Physician : doktor
  • Physiologic : fizyolojik
  • Pink : pembe
  • Pituitary : hipofiz
  • Place : yerleştirmek
  • Plain : düz, sade, yalın
  • Platelet : trombosit
  • Point to : işaret etmek
  • Poor : fakir, eksik, zayıf
  • Population : nüfus, halk
  • Portion : miktar, parça
  • Possibility : ihtimal
  • Possible : mümkün
  • Posture : duruş şekli, postür
  • Practices : uygulamalar
  • Precise : kesin
  • Precisely : kesin olarak
  • Predisposition : eğilim
  • Pregnancy : hamilelik
  • Pregnant : hamile
  • Preparation : hazırlama, düzenleme
  • Prescribe : reçete yazmak
  • Presence : varlık, mevcudiyet
  • Present : var, mevcut
  • Pressure : basınç
  • Prevalent : yaygın
  • Previous : önceki
  • Previously : evvelce, önceden
  • Primary : temel
  • Primitive : ilkel
  • Principal : belirgin, belli başlı
  • Principally : temel olarak
  • Prior : önceki, önce
  • Procedure : işlem
  • Process : olay, süreç
  • Product : ürün
  • Production : üretim
  • Productive : verimli
  • Progressive : ilerleyici
  • Projectile : fışkırtır tarzda, kurşun gibi
  • Prolonge : uzatmak, sürdürmek
  • Prolonged : uzamış
  • Prominent : çıkıntılı, belli başlı
  • Propensity : eğilim
  • Property : özellik
  • Protean : değişen, çok yönlü
  • Protection : koruma
  • Provide : sağlamak
  • Proximally : uzvun bağlanma noktasına yakın
  • Psychologic : psikolojik
  • Puberty : ergenlik
  • Pulse : nabız
  • Puncture : ponsiyon
  • Purulent : cerahatli
  • Put on weight : kilo almak
  • Quiet : sessiz, sakin
  • Range : değişmek, dolaşmak
  • Rapid : hızlı
  • Rare : ender
  • Rarely : nadiren
  • Rash : döküntü
  • Rate : oran, hız, gidiş
  • Ratio : oran
  • Ray : ışın
  • Reaction : reaksiyon, yanıt
  • Real : gerçek
  • Reason : sebep
  • Reasonable : makul, akla yatkın
  • Recent : yakın, son zamanlar
  • Recently : yakında, son zamanlarda
  • Recover : iyileşmek
  • Recurrent : tekrarlayan
  • Reduce : azaltmak
  • Regimen : rejim
  • Region : bölge
  • Regulation : düzenleme
  • Related to : -la ilgili
  • Relation : yakınlık, ilgi
  • Relationship : ilişki, bağlantı
  • Relative : röletif, nispi
  • Relatively : nispi olarak
  • Relief : rahatlama, kurtulma
  • Remadiable : düzeltilebilir
  • Remainder : geriye kalan
  • Remarkable : dikkate değer
  • Remodeling : yeniden şekillendirme
  • Remote : uzak, uzaktan
  • Remove : kaldırmak
  • Replace : yerine koymak
  • Require : gerektirmek
  • Requirement : gereksinim
  • Research : araştırma
  • Reserve : stok, rezerv
  • Resistance : direnç
  • Resistant : dirençli
  • Resolution : çözülme, erme, dağılma
  • Resorption : yeniden emilme
  • Respiration : solunum
  • Respond : tepki vermek
  • Response : cevap
  • Responsibility : sorumluluk
  • Rest : istirahat, ara
  • Result : netice, sonuç
  • Result in : -le sonuçlanmak
  • Retardation : yavaşlatma, geriletme
  • Retratcion : retraksiyon, büzülme, çekilme
  • Reversible : geri dönüşlü
  • Rib : kaburga kemiği, kosta
  • Rich : zengin
  • Rickets : raşitizm
  • Right : sağ, doğru
  • Ring : halka
  • Rise : yükseliş
  • Rod : çomak, çubuk
  • Role : rol, görev
  • Room : oda
  • Rough : kaba, pürüzlü
  • Rubber : lastik
  • Sac : kase
  • Sad : üzgün
  • Sadness : kederlilik
  • Safe : güven
  • Safety : güvenlik
  • Sample : numune, örnek
  • Satellite : uydu
  • Satisfactory : tatminkar
  • School : okul
  • Secondary : ikincil, sekonder
  • Secretion : salgı, sekresyon
  • Seizure : nöbet, havale
  • Selective : seçici
  • Sensation : duyu,his
  • Sense : duyu, his, duygu
  • Several : belli, birkaç
  • Severe : ciddi
  • Sex : cinsiyet
  • Shadow : gölge
  • Sheep : koyun
  • Short : kısa
  • Shortness of breath : nefes darlığı
  • Sick : hasta
  • Sickle : orak
  • Side : yan, taraf
  • Sign : işaret
  • Significant : önemli
  • Similar : benzer
  • Simulate : benzemek, taklit etmek
  • Simultaneous : eş zamanlı olarak
  • Since : -dığı için
  • Single : tek, tekil
  • Site : yer
  • Situation : durum
  • Size : boyut, büyüklük
  • Skeleton : iskelet
  • Skilful : becerikli
  • Skill : marifet
  • Skin : deri
  • Skull : kafatası
  • Sleep : uyku
  • Smear : yayma
  • Smell : koku
  • Smoke : duman
  • Smoking : sigara içme
  • Smooth : düz, pürüzsüz
  • So called : diye bilinen
  • Soluble : çözünür, eriyebilir
  • Solution : çözüm
  • Sometimes : bazen
  • Somewhat : nasılsa, nasıl oluyorsa
  • Source : kaynak
  • Space : uzay
  • Specimen : numune, örnek
  • Speech : konuşma
  • Speed : hız
  • Spinal cord : omurilik
  • Spontaneously : kendiliğinden
  • Spot : benek, nokta, leke
  • Spread : yayılmak
  • Sputum : balgam
  • Stage : dönem, aşama
  • Stain : boya
  • State : durum, hal
  • Stem : kök, ana dal
  • Stenosis : stenoz, darlık
  • Step : adım, basamak, kademe
  • Still : henüz, hala
  • Stimulation : uyarı
  • Stone : taş
  • Stool : dışkı
  • Storage : depo, birikim
  • Strain : germek, gerilim, suş (bakte-riler için)
  • Strength : dayanıklılık
  • Stroke : inme, felç
  • Strong : kuvvetli
  • Structure : yapı, strüktür
  • Study : çalışma
  • Stuffy : tıkalı, dolu
  • Style : stil, tarz
  • Substance : madde
  • Such : gibi
  • Suffer : eziyet çekmek
  • Sufficiency : yeterlilik
  • Sufficient : yeterli
  • Suitable : uygun
  • Supplement : ilave, ek
  • Supply : sağlamak
  • Surgeon : cerrah
  • Surgery : cerrahi
  • Surgically : cerrahi olarak
  • Survival : hayatta kalma
  • Susceptibility : duyarlılık
  • Sweat : ter
  • Sweating : terleme
  • Swelling : şişme, şiş
  • Synergism : sinerji, birbirinin etkisini arttırıcı
  • Synthesis : sentez
  • Target : hedef
  • Teenager : 13-19 yaşları arasında olan
  • Temperature : sıcaklık, hararet
  • Tendency : eğilim
  • Tensile : gerilebilir, gerileyebilme, gerilme
  • Term : terim ifade
  • Tertiary : üçüncül
  • Thereby : böylelikle
  • Therefore : bu yüzden
  • Thinking : düşünme, düşünce
  • Third : üçüncü
  • Though : rağmen
  • Throughout : baştan başa
  • Thus : böylece
  • Tight : sıkı, dar
  • Time : zaman
  • Tissue : doku
  • To accelerate : hızlandırmak, çabuk-laştırmak
  • To accompany : refakat etmek, bir-likte bulunmak
  • To account for : mesul tutmak, sebe-bi olmak
  • To act : hareket etmek, yazife görmek , rol almak
  • To activate : etkin hale getirmek , canlandırmak
  • To add : eklemek, ilave etmek
  • To advance : ilerlemek, ilerletmek
  • To advocate : savunmak
  • To affect : etkilemek
  • To age : yaşlanmak, olgunlaşmak
  • To aggregate : birikmek, kaynaşmak, toplanmak
  • To allow : izin vermek, bırakmak
  • To alter : değiştirmek, başka şekle sokmak, bozmak
  • To appear : belirmek, görünmek
  • To apply : uygulamak, başvurmak
  • To approximate : yaklaşmak, yaklaş-tırmak, ortalamak
  • To ascend : yukarı çıkmak, yükselmek
  • To asist : yardım etmek, katılmak, iş-tirak etmek
  • To ask : sormak, rica etmek
  • To aspirate : içine çekmek, emmek
  • To asses : değerlendirmek, taktir etmek
  • To associate : ilişki kurmak, ilişkilen-dirmek
  • To attach : bağlamak, birleştirmek
  • To attack : saldırmak , kriz , atak
  • To attend : bakmak, ilgilenmek, eşlik etmek
  • To attenuate : zayıflatmak, güçten düşürmek
  • To attribute : atfetmek, yormak, mal etmek
  • To augment : arttırmak, çoğaltmak
  • To avoid : sakınmak , kaçınmak
  • To balance : denk etmek, dengelemek
  • To be able to : muktedir olmak
  • To be called : olarak bilinmek, adlandırılmak
  • To be compatible : bağdaşmak, uyuşmak
  • To be composed of : -den oluşmak, -den müteşekkil olmak
  • To be confined to : -e sınırlı olmak
  • To be due to : -den dolayı
  • To be responsible for : -den sorumlu olmak
  • To be worth : kıymetli olmak, değmek
  • To beat : vurmak, çarpmak, atmak (kalbin atması)
  • To become : olmak
  • To believe : inanmak
  • To bind : bağlamak
  • To block : tıkamak, engel olmak, kapamak
  • To breath : soluma, nefes alma
  • To bud : tomurcuklanmak
  • To care : bakmak, itina göstermek
  • To carry : taşımak
  • To cause : sebep olmak, neden olmak
  • To choice : seçmek
  • To circulate : dolaşmak, dolanmak, devri daim yapmak
  • To classify : sınıflama, sınıflandırmak
  • To clear : aşikar hale getirmek
  • To close : yakınlaştırmak, kapamak
  • To clot : pıhtılaşmak
  • To collect : biriktirmek
  • To combine : bağlamak, birleştirmek, kombine etmek
  • To commit : işlemek, yapmak, bağlamak
  • To compensate : telafi etmek, ödünlemek
  • To complain : şikayet etmek
  • To complete : tamamlamak
  • To compress : sıkıştırmak, baskı yapmak
  • To concentrate : konsantre etmek, yoğunlaştırmak
  • To concern : ilgilendirmek, ilgili olmak
  • To conduct : iletmek, yönetmek
  • To confer : danışmak, görüşmek, vermek
  • To confine : kuşatmak, kapatmak, sınırlamak
  • To confirm : teyit etmek, doğrulamak
  • To confuse : karıştırmak
  • To connect : birleştirmek
  • To consider : düşünmek, dikkate almak, akılda tutmak
  • To constitute : teşkil etmek, oluştur-mak, yapısında bulunmak
  • To constrict : daraltmak, büzmek
  • To consume : tüketmek
  • To contain : içermek, içine almak
  • To contaminate : kirletmek, bulaş-tırmak
  • To continue : devam etmek
  • To contract : kasılmak, büzülmek
  • To contribute : katkıda bulunmak, yardımcı olmak
  • To correct : düzeltmek, sağaltmak
  • To count : saymak
  • To couple : birleştirmek, eş yapmak
  • To cry : ağlamak, bağırmak
  • To damage : hasar verme, zarar verme
  • To debilitade : sakat bırakmak, düşkünleştirmek
  • To decay : çürümek, bozulmak
  • To decelerate : hızını kesme, yavaşlatma
  • To decline : düşmek, alçalmak
  • To define : tanımlamak, tarif etmek
  • To degenerate : bozmak, aslından uzaklaştırmak
  • To delay : geciktirmek
  • To demonstrate : göstermek
  • To denote : göstermek, kast etmek, demek
  • To deny : inkar etmek, kabul etmemek
  • To depend on : -e bağlı olmak
  • To deposit : biriktirmek, depolamak
  • To depress : bastırmak, alçaltmak
  • To derive : türemek, türetmek, türevi olmak
  • To descend : aşağı inmek, alçalmak
  • To describe : tanımlamak, tarif etmek
  • To designate : göstermek, belirtmek, ifade etmek
  • To detect : saptamak, tespit etmek
  • To deteriorate : bozulma, kötüye gitme
  • To determine : tespit etmek, karar vermek
  • To develop : gelişmek, geliştirmek
  • To diagnose : teşhis etmek
  • To die : ölmek
  • To differentiate : birbirinden ayır-mak
  • To dilate : genişletmek
  • To diller : fark etmek, benzemek, ayrılmak
  • To diminsh : azaltmak, küçültmek
  • To direct : idare etmek, yöneltmek, emir vermek
  • To disrup : kesmek, bozmak, zorla ayırmak
  • To disseminate : yayılmak
  • To distinguish : ayırmak
  • To distribute : dağıtmak
  • To disturb : rahatsız etmek, rahatsızlık vermek
  • To divide : ayırmak, bölmek
  • To document : belgelemek
  • To dress : pansuman yapmak, giymek, giydirmek
  • To drop : damlamak, indirmek, alçalmak
  • To elevate : yükseltmek, arttırmak
  • To elicit : meydana çıkarmak
  • To eliminate : çıkarmak, ortadan kaldırmak, bertaraf etmek
  • To emit : yaymak, salıvermek
  • To employ : kullanmak, iş vermek, çalıştırmak
  • To empty : boşaltmak
  • To encircle : çevrelemek, etrafını çevirmek
  • To end : bitmek, sonlanmak
  • To enlarge : büyütmek
  • To enter : girmek
  • To establish : tesis etmek, tanı koymak, tayin etmek
  • To estimate : tahmin etmek, değerlendirmek, hesaplamak
  • To evaluate : taktir etmek, değerlendirmek
  • To exaggerate : abartmak, büyütmek
  • To examin : incelemek, muayene etmek
  • To exchange : mübadele etmek, değiş tokuş yapmak
  • To excrete : boşaltmak, ifraz etmek, vücuttan atmak
  • To exert : kullanmak, yapmak, göstermek
  • To experience : deneyim kazanmak, tecrübe kazanmak
  • To expose : maruz bırakmak
  • To extract : çıkarmak, özetlemek, özünü çıkarmak
  • To facilitate : kolaylaştırmak
  • To fail : becerememek, başara-mamak, olmamak
  • To feel : hissetmek
  • To fertilize : döllemek
  • To fill : doldurmak
  • To find : bulmak
  • To flow : akmak, süzülmek
  • To follow : takip etmek
  • To form : oluşturmak, şeklini vermek
  • To function : işlev, rol, fonksiyon
  • To grade : derecelere ayırmak
  • To grow : büyümek, çoğalmak
  • To harm : zarar vermek, yaralamak
  • To hazard : zarar vermek,riske sokmak
  • To heal : iyileştirmek
  • To hear : işitmek
  • To heat : ısıtmak
  • To help : yardım etmek
  • To herniate : fıtıklaşmak
  • To hope : beklemek, ummak
  • To hospitalize : hastaneye yatırmak
  • To identify : tanımlamak, teşhis etmek
  • To impair : bozmak, zarar vermek
  • To implant : aşılamak
  • To imply : ima etmek, kast etmek, sevk etmek
  • To impose : yüklemek, üzerine koy-mak
  • To inactivate : etkisiz hale getirmek, etkisiz kılmak
  • To include : içermek, içine almak
  • To indroduce : tanıtmak, ileri sürmek
  • To induce : uyarmak, teşvik etmek
  • To infect : bulaştırmak
  • To infiltrate : sızmak, yayılmak
  • To influence : etki, tesir
  • To inform : bilgilendirmek
  • To inhabit : yerleşmek
  • To inhale : nefes almak
  • To inherit : kalıtımla geçmek
  • To inhibit : engel olmak, durdurmak
  • To initiate : başlamak, başlatmak
  • To institute : tesis etmek, kurmak
  • To intake : almak, içeri almak
  • To intubate : entübe etmek
  • To invade : istila etmek
  • To investigate : araştırmak
  • To involve : içermek
  • To irritate : tahriş etmek
  • To isolate : izole etmek, ayırmak
  • To itch : kaşımak, kaşınmak
  • To join : bağlamak, birleştirmek
  • To judge : muhakeme etmek, kıyaslamak
  • To keep : saklamak, korumak
  • To kill : öldürmek
  • To know : bilmek
  • To lack : yoksun olmak
  • To last : devam etmek
  • To lead to : -e ile sonuçlanmak
  • To line : sınırlarını çizmek
  • To list : listelemek
  • To live : yaşam, hayat
  • To load : yüklemek
  • To locate : yerini tayin etmek
  • To lock : kilitlemek
  • To lower : indirmek, düşürmek
  • To lubricate : yağlamak, kayganlaş-tırmak
  • To maintain : sürdürmek
  • To make : yapmak
  • To manage : idare etmek
  • To manifest : ortaya çıkmak
  • To mean : manasına gelmek, demek istemek
  • To measure : ölçmek
  • To mediate : aracı olmak, araya girmek
  • To migrate : göç etmek, taşınmak
  • To mislead : yanıltmak
  • To mix : karıştırmak
  • To move : hareket
  • To name : isimlendirmek
  • To necessitate : gereksinim duymak
  • To need : ihtiyaç duymak
  • To obligate : mecbur bırakmak, mecbur olmak
  • To observe : gözlemek
  • To obstruct : tıkamak
  • To occur : olmak, meydana gelmek
  • To offer : teklif etmek, imkan vermek
  • To operate : ameliyat etmek
  • To order : emretmek, sıraya dizmek
  • To originate : -den kaynaklanmak
  • To overlie : üzerinde uzanmak
  • To palpate : ellemek, elle muayene etmek
  • To pass : geçmek
  • To pause : durdurmak, ara vermek
  • To penetrate : sinmek
  • To perform : yapmak
  • To permeate : nüfuz etmek, süzmek
  • To persist : ısrar etmek, sebat etmek
  • To place on : yerleştirmek, üzerine koymak
  • To postpon : ertelemek
  • To precede : önde gitmek, önde gelmek
  • To predispose : yatkın kılmak
  • To prepare : hazırlamak, hazırlanmak
  • To presume : tahmin etmek
  • To prevent : önlemek
  • To produce : üretmek
  • To progress : ilerlemek
  • To promote : ilerletmek
  • To protect : korumak, koruyucu olmak
  • To pump : pompa
  • To quarrel : kavga etmek, bozuşmak
  • To question : soru sormak, sorgu-lamak
  • To raise : yükseltmek
  • To react : tepki vermek
  • To realise : fark etmek
  • To receive : almak
  • To recure : yeniden olmak
  • To reduce : azaltmak, hafifletmek
  • To refer : ima etmek
  • To reflect : yansıtmak
  • To regulate : ayarlamak
  • To relapse : nüks etmek
  • To relate : yakınlığı olmak
  • To release : salmak
  • To relieve : hafiflemek, acısını dindirmek
  • To remain : arta kalmak
  • To render : kılmak, eylemek
  • To replace : yerine geçmek
  • To report : rapor etmek
  • To require : gerektirmek
  • To research : araştırmak
  • To resolve : çözmek, ayrıştırmak
  • To respirate : solumak, soluk alıp vermek
  • To rest : dinlenmek
  • To result from : -den dolayı olmak
  • To result in : -ile sonuçlanmak
  • To retard : engellemek
  • To reveal : ortaya çıkarmak, açıklamak
  • To revise : revize etmek, gözden ge-çirmek
  • To revolve : etrafında dönmek
  • To rise : yükselmek
  • To rule out : ortadan kaldırmak
  • To secrete : salgılamak
  • To seem : -gibi görünmek
  • To select : seçmek
  • To serve : sağlamak
  • To share : paylaşmak
  • To sheed : dökülmek, dağılmak
  • To show : göstermek
  • To shrink : büzüşmek
  • To smell : koklamak
  • To speed : hızlanmak
  • To spread : yaymak
  • To stain : boyamak
  • To stick : yapışmak
  • To stimulate : uyarmak
  • To store : saklamak, depolamak
  • To stress : vurgulamak
  • To stretch : germek, gerginleştirmek
  • To study : çalışmak
  • To subside : hafifletmek, geçmek
  • To substiture : yerini tutmak
  • To suck : emmek
  • To suffer from : -den muzdarip ol-mak
  • To supply : sağlamak, tedarik etmek
  • To support : desteklemek
  • To survie : canlılığını sürdürmek, yaşamak
  • To suspect : şüphelenmek
  • To swallow : yutmak, yutkunmak
  • To sweat : terlemek
  • To take place : gerçekleşmek
  • To tend : eğilimi olmak
  • To terminate : sonlanmak, bitirmek
  • To think : düşünmek
  • To tolerate : tahammül etmek
  • To train : yetiştirmek, idman ettir-mek
  • To transmit : taşımak
  • To treat : tedavi etmek
  • To undergo : uğramak
  • To underline : altını çizmek
  • To undertake : üzerine olmak
  • To unite : bağlamak, birleştirmek
  • To upset : altüst etmek
  • To use : kullanmak
  • To vaccinate : aşılamak
  • To value : değer biçmek
  • To vary : değişmek
  • To vomit : kusmak
  • To wash out : su ile temizlemek
  • To work : çalışmak
  • To worsen : daha da kötüleşmek
  • To yield : sağlamak, vermek, ürünü olmak
  • Tobacco : tütün
  • Tongue : dil
  • Tooth : diş
  • Toothpaste : diş macunu
  • Top : tepe, üst
  • Topic : konu, mesele
  • Toward : -e doğru
  • Tract : yol
  • Traid : üçlü takım
  • Tranied : yatişmiş, idmanlı
  • Transient : geçici
  • Transmission : nakil, taşıma
  • Treatment : tedavi
  • Tumor : tümör
  • Twice : iki kez
  • Twin : ikiz
  • Ultimately : sonunda
  • Uncertain : belli olmayan
  • Under : altında
  • Underlying : altta yatan
  • Undue : gereğinden fazla, yersiz
  • Unit : birim, ünite
  • Universal : evrensel
  • Universe : kainat
  • Unknown : bilinmeyen
  • Unless : -medikçe
  • Unlike : aksine, farklı olarak
  • Until : -ıncaya kadar
  • Upper : üst taraf
  • Urge : teşvik etmek
  • Urine : idrar
  • Usage : kullanım
  • Usefull : faydalı
  • Usual : olağan, genel
  • Usually : genellikle
  • Utilise : kullanmak
  • Vaccine : aşı
  • Valid : geçerli
  • Valuable : değerli
  • Value : değer
  • Valve : kapakçık
  • Variable : değişken
  • Variant : versiyon, varyant, çok az farkla birbirinden ayrılan şeyler
  • Various : çeşitli
  • Vein : toplar damar
  • Vertebrate : omurgalı
  • Vessel : damar
  • Via : vasıtasıyla, yoluyla
  • Violent : şiddetli
  • Virtue : meziyet, özellik
  • Volume : hacim
  • Voluntarily : istemli
  • Vulnerable : savunmasız
  • Wall : duvar
  • Water : su
  • Watery : sulu
  • Way : yol, yön, taraf, usul, biçim
  • Weak : zayıf, güçsüz
  • Weakness : zayıflık, güçsüzlük
  • Week : hafta
  • Weight : ağırlık
  • Wet : ıslak
  • Whatsoever : hiçbir türlü
  • Whereas : oysa
  • Whether : -ya ?ya da, olup olmadığı
  • While : -iken, esnasında
  • Whilst : iken, esnasında
  • Whooping cough : boğmaca
  • Widely : yaygın şekilde
  • Widespread : yaygın
  • With : ile
  • Within : içinde
  • Without : -sız ?siz, olmaksızın
  • Worldwide : evrensel, dünya çapında
  • Wound : yara
  • Year : yıl
  • Yellow : sarı
  • Yellowish : sarımsı
  • Young : genç
  • Zerro : sıfır
  • Zinc : çinko
  • Zone : bölge
 10 Nisan 2009, 23:13 
mad_doctor
teşekkürler güzel paylaşım
 09 Mayıs 2009, 22:20 
Sayfalar:  
1
CEVAP GÖNDER:
  Anasayfa   Bilgi Yarışması   Deneme Sınavı   Çalışma Soruları   Forum   Dosyalar   Linkler   Anketler   Etkinlikler   Özel Mesajlar   Sözlük  
  Üyeler   Yöneticiler   Favori Sorular   Soru Ekle   Soru Sınıfla   Tüm Sorular   Günün Sorusu  
  Üye Ol   Üye Girişi Yap   Üye Çıkışı Yap   Üyelik Ayarları  Banka 
  Destek  Site Haritası   Site İçi Arama   İletişim