TIBBİ İNGİLİZCE MİNİ SÖZLÜK
ADMiN
DİKKAT: Bu konu 8 yıl önce açılmış. İçerdiği bilgiler eskimiş olabilir!
Şu adresten excel formatında indirebilirsiniz:
http://rapidshare.com/files/219788508/oncetus.com_-_TIBBi_iNGiLiZCE.rar

Şu adresten excel makrosu olarak indirebilirsiniz:
http://hotfile.com/dl/29985931/af88a66/oncetus.com_tibbi_ingilizce_sozluk.rar.html
 10 Nisan 2009, 23:12 
ADMiN
  • A variety of : pek çok çeşit
  • Ability : muktedirlik, yetenek, beceri
  • Abnormal : anormal, normal olmayan
  • Abortion : abortus, düşük
  • About : hakkında
  • Above : üstünde, üzerinde
  • Abrupt : ani, birden bire
  • Absence : yokluk, mevcut olmamak
  • Absolute : mutlak , kesin
  • Abstain from : kaçınmak
  • According to : -e göre
  • Accumulate : toplanmak
  • Acquired : edinsel, kazanılmış, sonra-dan edinilen
  • Across : çapraz, diğer tarafa
  • Action : fiil, hareket, tesir etme, işleyiş
  • Active : aktif
  • Actually : gerçekte
  • Additional : ilave, ilaveten
  • Additionally : ek olarak
  • Adequate : yeterli
  • Adjacent : bitişik, bitişiğinde
  • administer : idare etmek, vermek, uygulamak
  • Adult : ergin, yetişkin
  • Adulthood : ergenlik
  • Advantage : avantaj
  • Adverse : zıt, karşı, aksi
  • Afflict : zarar vermek
  • Against : -e karşı
  • Age : yaş, ömür, çağ
  • Agent : ajan, vasıta, görevli
  • Aggregation : toplanma, bir araya gelme
  • Aim : amaç, hedef
  • Air : hava
  • Airway : hava yolu
  • Alcohol : alkol
  • All : tüm, tam, hepsi
  • Almost : hemen hemen
  • Alone : tek başına, yalnız
  • Along : boyunca, uzunluğunca
  • Also : aynı zamanda
  • Although : -e rağmen
  • Always : daime, her zaman
  • Among : arasında, arada
  • Amount : miktar
  • Anemia : anemi, kansızlık
  • Animal : hayvan
  • Ankle : ayak bileği
  • Anorexia : iştahsızlık
  • Another : başka, diğer
  • Answer : cevap vermek
  • Antibody : antikor
  • Antigen : antijen
  • Anxiety : endişe, kaygı
  • Anxious : endişe yaratan, kaygı verici
  • Anywhere : herhangi bir yer
  • Apparent : bariz, belirgin, belli
  • Appear ance : görünüm, görünüş
  • Appetite : iştah
  • Application : uygulama, başvuru
  • Approach : yol, yaklaşım
  • Appropriate : uygun , yerinde
  • Approximately : yaklaşmak, yaklaş-tırmak
  • Area : bölge, alan
  • Arise from : -den kaynaklanmak
  • Arm : kol
  • Around : çevresinde, civarında
  • Artery : arter, atar damar
  • As : olarak, gibi
  • As a consequence : sonuç olarak
  • As a consequence of : -ın sonucu ola-rak
  • As a result : sonuç olarak
  • As well as : kadar
  • Assisted : yardımlı
  • Assistence : yardım, destek
  • Association : bağlantı, birlik, ortaklık
  • At least : hiç olmazsa, en azından
  • At the onset of : -ın başlangıcında
  • Attachment : bağlantı, birleşme, bağ-lılık
  • Attention : dikkat, özen, ilgi gösterme
  • Author : otorite, yazar, müellif
  • Available : mevcut , var
  • Avert : kaçınmak
  • Baby : bebek
  • Bad : kötü, fena, çirkin
  • Balance : denge
  • Basal : taban, asgari, en düşük
  • Basic : esas, temel, başlıca
  • Basis : esas, ilke, kural, taban
  • Beat : atma, atım, vuru
  • Bebeath : altında, alt tarafında
  • Because : çünkü, -dığı için
  • Before : önce, önde, önünde
  • Beforehand : önceden, daha evvel
  • Behavior : davranış, davranım
  • Belong to : ait olmak
  • Below : aşağı, aşağısında, aşağıda
  • Best : en iyi
  • Better : daha iyi
  • Between : arasında
  • Bile : safra
  • Bile duct : safra yolu
  • Biochemical : biyokimya ile ilgili, biyokimyasal
  • Biochemistry : biyokimya
  • Bladder : mesane, idrar torbası
  • Bleed : kanamak
  • Blood : kan
  • Blood clot : kan pıhtısı
  • Bloody : kanlı
  • Blues : can sıkıntısı, neşesizlik
  • Body : vücut
  • Bone : kemik
  • Bony : kemiksi bone
  • Bowel : kalın bağırsak
  • Boy : erkek çocuk
  • Brain : beyin
  • Branch : dal, kol, branş
  • Break loose : kopmak
  • Breast : meme
  • Breathing : nefes alma
  • Broad : geniş, yaygın
  • Capacity : kapasite, kabiliyet, yeterlilik
  • Capillary : kılcal damar, kapiller
  • Care : bakım
  • Careful : dikkatli
  • Carrier : taşıyıcı
  • Cartilage : kıkırdak
  • Case : vaka
  • Caudal : kuyruk, uç
  • Causative : sebep olan
  • Cause : sebep, neden
  • Caution : dikkat
  • Cell : hücre
  • Center : merkez
  • Central : merkezi
  • Certain : kesin, mutlak, bazı
  • Chain : zincir, sıra
  • Chamber : odacık, boşluk
  • Chest : göğüs
  • Child : çocuk
  • Childhood : çocukluk
  • Children : çocuk
  • Chocolate : çikolata
  • Choking : boğma, nefesini kesme
  • Cigarette : sigara
  • Circular : yuvarlak, dairesel
  • Circulation : dolaşım, devinim
  • Circumference : çevre, çember
  • Circumstance : koşul
  • Class : sınıf
  • Clear : açık, aydınlık, berrak, aşikar
  • Clearly : açıkça
  • Clog : tıkamak
  • Closed : kapalı
  • Closure : kapatma, kapanma
  • Clot : pıhtı
  • Clue : ipucu
  • Cluster : küme
  • Cognitive : idrakla ilgili, öğrenmeye dair
  • Coincident with : aynı zamanda olan
  • Collection : birikim, birikinti
  • Cominon : ortak, sık
  • Committed : bağlı olan, işlenen
  • Common : yaygın
  • Compared with : -ile karşılaştı-rıldığında
  • Compensation : telafi, ödün
  • Complaint : şikayet
  • Completely : tamamen
  • Component : uzuv, parça, üye, öğe
  • Comprehend : anlamak
  • Compression : baskı, sıkıştırma
  • Concentration : yoğunluk, konsantras-yon
  • Conclusive : sonuçlandırıcı
  • Concominttant : birlikte olan, beraber bulunan
  • Condition : durum
  • Conditioned : şartlanmış, şartlı
  • Conduction : ileti
  • Conductor : iletken
  • Confusion : karuştırma, konfüzyon
  • Congenital : doğuştan, konjenital
  • Conipound : bileşik
  • Connective : bağlayan, bağlayıcı
  • Consequence : netice, sonuç
  • Considereble : mühim, büyük, hatırı sayılır
  • Consist of : -den oluşmak
  • Consolidation : birleştirme, sertleş-tirme, konsolide etme
  • Constant : sürekli
  • Constriction : daralma, büzülme
  • Consumption : tüketim
  • Contact : temas
  • Contaminated : bulaşmış, kirlenmiş
  • Content : içerik
  • Continuous : devamlı, sürekli
  • Contractile : kasılabilir
  • Contractility : kasılabilme
  • Contraction : kasılma
  • Controversy : tartışma
  • Copious : bol, bereketli
  • Correct : doğru
  • Cough : öksürük
  • Country : ülke, memleket
  • Course : seyir, akış, gidiş
  • Course of illness : hastalığın seyri
  • Criter : kriter
  • Crucial : çok önemli
  • Crying : ağlama
  • Crystal : kristal
  • Culture : kültür
  • Cupper : bakır
  • Cure : tedavi
  • Current : akım, geçerli, çağdaş
  • Cycle : siklus, döngü
  • Daily : günlük
  • Damage : hasar, zarar
  • Dark : koyu, karanlık
  • Darkening : kararma, koyulaşma
  • Day : gün
  • Dead : ölü
  • Death : ölüm
  • Debilitated : düşkün
  • Debris : artık madde, yıkıntı ürünü
  • Decade : on yıllık süre
  • Decide : karar vermek
  • Decline : düşüş, alçalış
  • Decrease : azalmak
  • Deep : derin
  • Default : kusur
  • Defect : hata, kusur
  • Defective : hatalı, kusurlu
  • Defense : savunma
  • Deficiency : eksiklik, yoksunluk
  • Deficient : eksik
  • Deficit : açık, eksik
  • Deglutition : yutma, yutkunma
  • Dejection : keyifsizlik, kederlilik
  • Delayed : gecikme, geç kalmış
  • Deliberate : bilinçli
  • Delivery : doğum, doğurma, yerine verme
  • Demantia : demans, bunama
  • Demonstrable : gösterilebilir
  • Dense : yoğun, kesif
  • Density : yoğunluk, kesafet
  • Dependence : bağımlılık
  • Dependent : bağlı, bağımlı
  • Deposition : depo, birikim
  • Depression : depresyon
  • Deprivation : dayanmak
  • Depth : derinlik
  • Derivative : türev
  • Descent : inme, alçalma
  • Description : tamam, tarif
  • Despite : -e rağmen
  • Destroy : tahrip etmek
  • Detail : detay
  • Detection : tespit
  • Deterioration : kötüye gidiş
  • Development : gelişme, geliştirme
  • Diagnosis : teşhis
  • Die of : -den ölmek
  • Difference : farklılık, fark
  • Different : farkı, ayrı
  • Differential : ayırıcı
  • Differentiation : ayırım, ayrıştırma
  • Dilatation : genişleme, dilatasyon
  • Dilated : dilate, genişlemiş
  • Direction : yön, doğrultu
  • Disadvantage : dezavantaj
  • Discoloration : renk değişikliği, renk bozukluğu
  • Disease : hastalık
  • Disinfectant : dezenfektan
  • Disorder : hastalık, felaket, bozukluk
  • Disproportion : oransızlık
  • Disruption : kesilme, bozulma
  • Dissection : parçalama
  • Dissemination : yayılım
  • Distant : uzak
  • Distention : şişkinlik, gerilme, şişme
  • Distinct : ayrı, farklı
  • Distinction : ayırt etme, ayırma, fark
  • Distinguish : ayrımına varmak
  • Distress : sıkıntı
  • Distribution : dağılım
  • Disturbance : bozukluk, rahatsızlık
  • Division : bölüm
  • Dizzines : baş dönmesi
  • Dosage : dozaj
  • Dose : doz
  • Dressing : pansuman
  • Drop : damla, düşüş
  • Drowsiness : uykusuzluk
  • Drug : ilaç
  • Drug trials : ilaç deneyleri
  • Dry : kuru
  • Due to : yüzünden
  • Duration : süre
  • During : süresince, boyunca
  • Dysfunction : fonksiyon bozukluğu
  • Each : ger bir, her, başlı başına
  • Early : erken
  • Edema : ödem
  • Edge : kenar
  • Effect : etki
  • Effectively : etkili bir şekilde
  • Elasticity : elastiklik
  • Elderly : yaşlı
  • Elevated : yükselmiş
  • Elimination : ortadan kaldırma
  • Elsewhere : diğer yerlerde
  • Emergency : acil
  • Emission : yayılım
  • Emotion : emosyon, heyecan, his
  • Emphasizes : vurgulamak
  • Empirically : deneysel olarak
  • Empty : boş
  • Encompass : kapsamak
  • Encounter : karşılaşmak
  • End : son
  • Endproduct : son ürün
  • Endurance : tahammül, dayanma, dayanıklılık
  • Enlarged : büyümüş
  • Enlargement : genişleme
  • Enormous : çok büyük
  • Entire : tamamen, tümüyle
  • Entry : giriş
  • Environment : çevre
  • Environmental : çevresel
  • Epidemic : salgın
  • Episode : yaka, olay, ara
  • Era : devir, dönem
  • Especially : özellikle
  • Essential : temel
  • Establish : yerleştirmek
  • Estimation : tahmin, değerlendirme
  • Etiology : etiyoloji, neden
  • Evalutation : değerlendirme, taktir, yorum
  • Evanescent : kısa süreli, kısa ömürlü
  • Even : bile
  • Even if : -se bile
  • Even though : -e rağmen
  • Eventually : en sonunda, neticede
  • Every : her
  • Everybody : herkes
  • Everyone : herkes
  • Evidence : delil, tanık, tanıklık
  • Evident : aşikar
  • Examination : inceleme, muayene
  • Except : -den başka, müstesna, hariç
  • Exception : istisna, ayrı, başka
  • Excess : aşırı, fazla, ifrat
  • Excessie : aşırı miktarda, fazlaca
  • Excretion : atılım, boşaltım
  • Exercise : egzersiz, idman, kullanma
  • Exertion : çabalama, uğraş, kullanma
  • Exhaustion : yorgunluk
  • Exist : var olmak
  • Experienced : deneyimli, tecrübeli
  • Experiment : deney
  • Experimental : deneysel
  • Exposure : maruz kalma
  • Expression : ifade, anlam, terim
  • Extend : uzatmak
  • Extensive : geniş, yaygın, aşırı miktarda
  • Extent : derece, miktar, mertebe
  • Extraction : çıkarma, sökme, soy
  • Extreme : aşırı
  • Exudate : eksüda
  • Face : yüz, çehre
  • Facial : yüze ait, yüzle ilgili
  • Factitous : mücadeleci, geçimsiz
  • Factor : faktör, sebep, unsur
  • Factory : fabrika
  • Fail : başarısızlığa uğramak
  • Failure : başarısızlık, bozukluk, çalışamama
  • Faint : bayılmak
  • Fall : düşme
  • Familial : aileye ait
  • Family : aile, cins, familya
  • Far : uzak, ötedeki
  • Fasting : aç olma
  • Fat : yağ, şişman, yağlı
  • Fatal : ölümcül
  • Father : baba
  • Fatigue : yorgunluk
  • Fatique : yorgunluk, dermansızlık, güçsüzlük
  • Fear : korku, endişe
  • Feasible : yapılabilir, mümkün
  • Feature : nitelik, özellik
  • Febrile : ateşli, ateşe ait
  • Feeling : his, hissetme
  • Female : dişi
  • Fertilization : döllenme
  • Fertilized : döllenmiş
  • Fetal : fetüse ait, bebekle ilgili
  • Fever : ateş
  • Fiber : lif, iplik, tel
  • Finding : bulgu
  • Fine : nazik, ince, iyi, mükemmel
  • First : ilk, birinci
  • Flight : uçma, uçuş
  • Floor : zemin, döşeme, kat
  • Flow : akım, akış
  • Fluid : sıvı
  • Flushing : kızarma
  • Focus : odak noktası
  • Food : gıda, besin
  • Foreign : yabancı, el
  • Form : şekil, biçim
  • Formation : oluşum, yapı
  • Formed : şekilli
  • Former : ilk bahsedilen, bir önceki
  • Foul : pis, kirli, bozuk
  • Fracture : kırık
  • Fraternal : kardeşçe, kardeşler arasındaki
  • Frequency : sıklık, frekans
  • Frequent : sık sık
  • Friend : arkadaş
  • Front : ön taraf, cephe
  • Frozen : donmuş, dondurulmuş
  • Functional : işlevsel
  • Funnel : huni, baca, huni şeklinde
  • Furthermore : üstelik
  • Gallbladder : safra kesesi
  • Gallstone : safra taşı
  • General : umumi, genel
  • Generalized : genelleştirilmiş
  • Generally : genellikle, çoğunlukla
  • Generation : nesil, jenerasyon, üretme üretim
  • Gentle : nazik, kibar, yavaş
  • German measles : kızamıkçık
  • Gestation : gebelik
  • Giant : dev
  • Girdle : kemer, kuşak
  • Girl : kız çocuk
  • Gland : bez
  • Goal : amaç
  • Good : iyi
  • Grade : derece
  • Great : büyük, muazzam
  • Grey : gri
  • Grief : keder, hüzün, gam
  • Groin : kasık
  • Groove : oluk, kanal
  • Gross : kaba, koyu, toplam, makroskobik
  • Growth : büyüme, gelişme
  • Half-life : yarı ömür
  • Hard : katı, sert, zor
  • Harm : zarar, hasar
  • Harmful : zararlı, dokunur
  • Harmless : zararsız
  • Hazardous : tehlikeli
  • Head : kafa, baş
  • Headache : baş ağrısı
  • Healing : iyileşme
  • Health : sağlık
  • Healthy : sağlıklı
  • Heart : kalp
  • Heart failure : kalp yetmezliği
  • Heat : ısı, sıcaklık, hararet
  • Heated : ısıtılmış
  • Heavy : ağır
  • Height : boy, yükseklik
  • Helpful : yardımcı
  • Helpless : çaresiz
  • Hematogenous : kan yoluyla
  • Hereditary : kalıtımsal
  • Heredity : kalıtım
  • High : yüksek, yüksekteki
  • Higldy : çok
  • Hind : arka, art
  • History : hikaye
  • Hoarse : boğuk, kısık
  • Hollow : içi boş
  • Hopeless : umutsuz
  • Horn : boynuz
  • Host : konak
  • Hot : sıcak
  • Hour : saat
  • Hourly : saat başı
  • However : her ne kadar, bununla beraber, her nasılsa
  • Human : insan
  • Humid : nemli
  • Hungry : aç
  • Hypertension : yüksek tansiyon
  • Hypotension : düşük tansiyon
  • Hypoxia : hipoksi
  • İdea : fikir, düşünce
  • İllness : hastalık
  • İmbalance : dengesizlik
  • İmmobility : hareketsizlik
  • İmmortal : ölümsüz
  • İmmunity : bağışıklık
  • İmplantation : aşılama
  • İmportance : önem
  • İmportant : önemli
  • İn addition : ilaveten, ilave olarak
  • İn contrast : tersine
  • İn fact : gerçekte
  • İn part : kısmen
  • İn the course of : sürecinde
  • İnadequate : yetersiz
  • İnanimate : cansız
  • İnappropriate : uygun olmayan
  • İncident : hadise, olay
  • İncidental : tesadüfi
  • İncision : ensizyon, kesi
  • İncompatible : mümkün olmayan
  • İncrease : artmak
  • İndentical : eş, benzer, tıpa tıp, aynı
  • İndicate : göstermek
  • İndividual : birey, kişi
  • İnduction : indükleme
  • İnfant : süt çocuğu
  • İnfarction : enfarktüs
  • İnfection : enfeksiyon
  • İnfectious : bulaştırıcı, enfekte
  • İnformation : bilgi, danışma
  • İnhalation : soluk alma
  • İnheritance : kalıtım, miras
  • İnhibition : engel, durdurmak
  • İnitial : ilk, başlangıç
  • İnjury : yaralanma, hasar, incinme
  • İnsidious : sinsi, gizli
  • İnsoluble : çözünmeyen, erimez
  • İnstance : örnek, defa, kere
  • İnstead of : yerine
  • İnstruction : öğretim
  • İnstrument : alet, araç
  • İntense : yoğun
  • İntermittent : aralıklı
  • İntolerance : tahammülsüzlük
  • İntroduction : başlama, giriş, takdim etme
  • İron : demir
  • İrreversible : geri dönüşsüz
  • İrritable : tahriş edici
  • İrritation : tahriş
  • İsolated : izole, yalnız
  • İsolation : izolasyon, yalnızlık
  • İtchy : kaşıntılı
  • Jaundice : sarılık
  • Jaw : çene
  • Joint : eklem
  • Judgement : muhakeme
  • Junctional : bağlantıyla ilgili
  • Kidney : böbrek
  • Knee : diz
  • Knowledge : bilgi
  • Labor : travayda bulunma
  • Late : geç
  • Later : sonra, daha sonra
  • Latest : en geç
  • Latter : ikinci bahsedilen
  • Layer : katman
  • Lead : kurşun
  • Lead to : yol açmak
  • Leave : terk etmek
  • Left : sol
  • Leg : bacak
  • Lesion : lezyon
  • Less : daha az
  • Level : seviye, hiza, düzey
  • Liable : sorumlu
  • Likely : olası
  • Line : hat, çizgi
  • Liquid : sıvı
  • Little : az, küçük
  • Liver : karaciğer
  • Location : mevkii, yer, yerleştirme
  • Loneliness : yalnızlık
  • Long : uzun
  • Loose : gevşek
  • Loss : kayıp
  • Low : düşük, alçak
  • Lung : akciğer
  • Lymph : lenf
  • Maintenance : idame, sürdürme
  • Malaise : kırgınlık
  • Male : erkek
  • Malformation : şekil bozukluğu
  • Malfunction : bozuk işleme
  • Malnutrition : kötü beslenme
  • Man : erkek birey
  • Management : idare
  • Mandatory : zaruri
  • Manifestation : belirti, ortaya çıkış
  • Manufacture : üretmek
  • Margin : kenar, sınır
  • Marked : belli
  • Marrow : kemik iliği
  • Mask : maske
  • Mass : kitle
  • Massive : aşırı miktarda
  • Mean : ortalama
  • Meaning : mana, anlam
  • Measles : kızamık
  • Measurement : ölçü, ölçüm
  • Medication : ilaç verme
  • Medium : çevre, ortam, besi yeri
  • Member : üye, eleman
  • Membrane : zar
  • Memory : hafıza
  • Midwife : ebe
  • Migration : göç
  • Migratory : gezici
  • Milk : süt
  • Milky : sütsü
  • Minute : dakika
  • Mixture : karışım
  • Modify : değiştirmek
  • Moist : nem
  • Moisture : nemlilik
  • Month : süre olarak ay
  • Mood : ruh hali, mizaç
  • Morbid : sağlıksız
  • Moreover : üstelik
  • Mortal : ölümcül
  • Most frequently : çok sık
  • Most likely : büyük bir olasılıkla
  • Mother : anne
  • Multiple : çoğul
  • Muscle : kas
  • Muscular : kas ile ilgili
  • Myalgia : miyalji, kas ağrısı
  • Narrow : dar
  • Narrowing : darlık, daralma
  • Natural : doğal
  • Nature : doğa, tabiat
  • Nausea : bulantı
  • Nearly : hemen hemen
  • Necessary : gerekli
  • Neck : boyun
  • Need : ihtiyaç
  • Newborn : yeni doğan
  • Next : sonraki, diğer
  • Night : gece
  • Node : düğüm, nod
  • Nose : burun
  • Notch : girinti, çentik
  • Nucleus : çekirdek
  • Numerous : çok sayıda
  • Nutrition : beslenme
  • Obese : şişman, obez
  • Obesity : şişmanlık, obesite
  • Object : cisim, nesne
  • Objective : nesnel, objektif
  • Obligatory : zorunlu
  • Observation : gözlem
  • Obstruction : tıkanıklık
  • Obstructive : tıkayıcı
  • Obtain : elde etmek
  • Occasion : hal, durum
  • Occasional : ara sıra
  • Occasionally : ara sıra, nadiren
  • Occur : olmak
  • Often : sık, sıklıkla
  • Old : eski, yaşlı
  • Once : bir kere, tek
  • Onset : başlangıç, ortaya çıkış
  • Operation : ameliyat
  • Opposite : zıt
  • Or : veya, yada
  • Order : emir, düzen, sıra
  • Orderly : düzenli
  • Ordinary : basit, sıradan, olağan
  • Other : başka, diğer
  • Otherwise : aksi takdirde
  • Outcome : sonuç
  • Output : verim gücü, randıman
  • Ovary : over, yumurtalık
  • Overall : tüm, baştan başa
  • Overdose : aşırı doz
  • Overlying : üzerinde uzanan
  • Ovulation : yumurtlama
  • Oxygen : oksijen
  • Pain : ağrı
  • Painful : ağrılı
  • Painless : ağrısız
  • Pair : çift
  • Palpitation : çarpıntı
  • Paralysis : felç, paralizi
  • Partial : parsiyel, kısmi
  • Partially : kısmen
  • Particular : has, özgü, özel
  • Particularly : özellikle
  • Parturient : doğum yapan
  • Passage : geçiş, geçme
  • Passive : pasif
  • Pathogen : patojen
  • Patient : hasta
  • Pattern : model, örnek, biçim
  • Pause : ara, durak
  • Pedicle : sap, pedikül
  • Percent : yüzde (%)
  • Perform : yapmak
  • Permeability : geçirgenlik
  • Persistant : inatçı, devamlı
  • Person : kişi, birey
  • Pessinism : kötümserlik
  • Phase : safha, dönem
  • Phenomenon : fenomen, olay
  • Physician : doktor
  • Physiologic : fizyolojik
  • Pink : pembe
  • Pituitary : hipofiz
  • Place : yerleştirmek
  • Plain : düz, sade, yalın
  • Platelet : trombosit
  • Point to : işaret etmek
  • Poor : fakir, eksik, zayıf
  • Population : nüfus, halk
  • Portion : miktar, parça
  • Possibility : ihtimal
  • Possible : mümkün
  • Posture : duruş şekli, postür
  • Practices : uygulamalar
  • Precise : kesin
  • Precisely : kesin olarak
  • Predisposition : eğilim
  • Pregnancy : hamilelik
  • Pregnant : hamile
  • Preparation : hazırlama, düzenleme
  • Prescribe : reçete yazmak
  • Presence : varlık, mevcudiyet
  • Present : var, mevcut
  • Pressure : basınç
  • Prevalent : yaygın
  • Previous : önceki
  • Previously : evvelce, önceden
  • Primary : temel
  • Primitive : ilkel
  • Principal : belirgin, belli başlı
  • Principally : temel olarak
  • Prior : önceki, önce
  • Procedure : işlem
  • Process : olay, süreç
  • Product : ürün
  • Production : üretim
  • Productive : verimli
  • Progressive : ilerleyici
  • Projectile : fışkırtır tarzda, kurşun gibi
  • Prolonge : uzatmak, sürdürmek
  • Prolonged : uzamış
  • Prominent : çıkıntılı, belli başlı
  • Propensity : eğilim
  • Property : özellik
  • Protean : değişen, çok yönlü
  • Protection : koruma
  • Provide : sağlamak
  • Proximally : uzvun bağlanma noktasına yakın
  • Psychologic : psikolojik
  • Puberty : ergenlik
  • Pulse : nabız
  • Puncture : ponsiyon
  • Purulent : cerahatli
  • Put on weight : kilo almak
  • Quiet : sessiz, sakin
  • Range : değişmek, dolaşmak
  • Rapid : hızlı
  • Rare : ender
  • Rarely : nadiren
  • Rash : döküntü
  • Rate : oran, hız, gidiş
  • Ratio : oran
  • Ray : ışın
  • Reaction : reaksiyon, yanıt
  • Real : gerçek
  • Reason : sebep
  • Reasonable : makul, akla yatkın
  • Recent : yakın, son zamanlar
  • Recently : yakında, son zamanlarda
  • Recover : iyileşmek
  • Recurrent : tekrarlayan
  • Reduce : azaltmak
  • Regimen : rejim
  • Region : bölge
  • Regulation : düzenleme
  • Related to : -la ilgili
  • Relation : yakınlık, ilgi
  • Relationship : ilişki, bağlantı
  • Relative : röletif, nispi
  • Relatively : nispi olarak
  • Relief : rahatlama, kurtulma
  • Remadiable : düzeltilebilir
  • Remainder : geriye kalan
  • Remarkable : dikkate değer
  • Remodeling : yeniden şekillendirme
  • Remote : uzak, uzaktan
  • Remove : kaldırmak
  • Replace : yerine koymak
  • Require : gerektirmek
  • Requirement : gereksinim
  • Research : araştırma
  • Reserve : stok, rezerv
  • Resistance : direnç
  • Resistant : dirençli
  • Resolution : çözülme, erme, dağılma
  • Resorption : yeniden emilme
  • Respiration : solunum
  • Respond : tepki vermek
  • Response : cevap
  • Responsibility : sorumluluk
  • Rest : istirahat, ara
  • Result : netice, sonuç
  • Result in : -le sonuçlanmak
  • Retardation : yavaşlatma, geriletme
  • Retratcion : retraksiyon, büzülme, çekilme
  • Reversible : geri dönüşlü
  • Rib : kaburga kemiği, kosta
  • Rich : zengin
  • Rickets : raşitizm
  • Right : sağ, doğru
  • Ring : halka
  • Rise : yükseliş
  • Rod : çomak, çubuk
  • Role : rol, görev
  • Room : oda
  • Rough : kaba, pürüzlü
  • Rubber : lastik
  • Sac : kase
  • Sad : üzgün
  • Sadness : kederlilik
  • Safe : güven
  • Safety : güvenlik
  • Sample : numune, örnek
  • Satellite : uydu
  • Satisfactory : tatminkar
  • School : okul
  • Secondary : ikincil, sekonder
  • Secretion : salgı, sekresyon
  • Seizure : nöbet, havale
  • Selective : seçici
  • Sensation : duyu,his
  • Sense : duyu, his, duygu
  • Several : belli, birkaç
  • Severe : ciddi
  • Sex : cinsiyet
  • Shadow : gölge
  • Sheep : koyun
  • Short : kısa
  • Shortness of breath : nefes darlığı
  • Sick : hasta
  • Sickle : orak
  • Side : yan, taraf
  • Sign : işaret
  • Significant : önemli
  • Similar : benzer
  • Simulate : benzemek, taklit etmek
  • Simultaneous : eş zamanlı olarak
  • Since : -dığı için
  • Single : tek, tekil
  • Site : yer
  • Situation : durum
  • Size : boyut, büyüklük
  • Skeleton : iskelet
  • Skilful : becerikli
  • Skill : marifet
  • Skin : deri
  • Skull : kafatası
  • Sleep : uyku
  • Smear : yayma
  • Smell : koku
  • Smoke : duman
  • Smoking : sigara içme
  • Smooth : düz, pürüzsüz
  • So called : diye bilinen
  • Soluble : çözünür, eriyebilir
  • Solution : çözüm
  • Sometimes : bazen
  • Somewhat : nasılsa, nasıl oluyorsa
  • Source : kaynak
  • Space : uzay
  • Specimen : numune, örnek
  • Speech : konuşma
  • Speed : hız
  • Spinal cord : omurilik
  • Spontaneously : kendiliğinden
  • Spot : benek, nokta, leke
  • Spread : yayılmak
  • Sputum : balgam
  • Stage : dönem, aşama
  • Stain : boya
  • State : durum, hal
  • Stem : kök, ana dal
  • Stenosis : stenoz, darlık
  • Step : adım, basamak, kademe
  • Still : henüz, hala
  • Stimulation : uyarı
  • Stone : taş
  • Stool : dışkı
  • Storage : depo, birikim
  • Strain : germek, gerilim, suş (bakte-riler için)
  • Strength : dayanıklılık
  • Stroke : inme, felç
  • Strong : kuvvetli
  • Structure : yapı, strüktür
  • Study : çalışma
  • Stuffy : tıkalı, dolu
  • Style : stil, tarz
  • Substance : madde
  • Such : gibi
  • Suffer : eziyet çekmek
  • Sufficiency : yeterlilik
  • Sufficient : yeterli
  • Suitable : uygun
  • Supplement : ilave, ek
  • Supply : sağlamak
  • Surgeon : cerrah
  • Surgery : cerrahi
  • Surgically : cerrahi olarak
  • Survival : hayatta kalma
  • Susceptibility : duyarlılık
  • Sweat : ter
  • Sweating : terleme
  • Swelling : şişme, şiş
  • Synergism : sinerji, birbirinin etkisini arttırıcı
  • Synthesis : sentez
  • Target : hedef
  • Teenager : 13-19 yaşları arasında olan
  • Temperature : sıcaklık, hararet
  • Tendency : eğilim
  • Tensile : gerilebilir, gerileyebilme, gerilme
  • Term : terim ifade
  • Tertiary : üçüncül
  • Thereby : böylelikle
  • Therefore : bu yüzden
  • Thinking : düşünme, düşünce
  • Third : üçüncü
  • Though : rağmen
  • Throughout : baştan başa
  • Thus : böylece
  • Tight : sıkı, dar
  • Time : zaman
  • Tissue : doku
  • To accelerate : hızlandırmak, çabuk-laştırmak
  • To accompany : refakat etmek, bir-likte bulunmak
  • To account for : mesul tutmak, sebe-bi olmak
  • To act : hareket etmek, yazife görmek , rol almak
  • To activate : etkin hale getirmek , canlandırmak
  • To add : eklemek, ilave etmek
  • To advance : ilerlemek, ilerletmek
  • To advocate : savunmak
  • To affect : etkilemek
  • To age : yaşlanmak, olgunlaşmak
  • To aggregate : birikmek, kaynaşmak, toplanmak
  • To allow : izin vermek, bırakmak
  • To alter : değiştirmek, başka şekle sokmak, bozmak
  • To appear : belirmek, görünmek
  • To apply : uygulamak, başvurmak
  • To approximate : yaklaşmak, yaklaş-tırmak, ortalamak
  • To ascend : yukarı çıkmak, yükselmek
  • To asist : yardım etmek, katılmak, iş-tirak etmek
  • To ask : sormak, rica etmek
  • To aspirate : içine çekmek, emmek
  • To asses : değerlendirmek, taktir etmek
  • To associate : ilişki kurmak, ilişkilen-dirmek
  • To attach : bağlamak, birleştirmek
  • To attack : saldırmak , kriz , atak
  • To attend : bakmak, ilgilenmek, eşlik etmek
  • To attenuate : zayıflatmak, güçten düşürmek
  • To attribute : atfetmek, yormak, mal etmek
  • To augment : arttırmak, çoğaltmak
  • To avoid : sakınmak , kaçınmak
  • To balance : denk etmek, dengelemek
  • To be able to : muktedir olmak
  • To be called : olarak bilinmek, adlandırılmak
  • To be compatible : bağdaşmak, uyuşmak
  • To be composed of : -den oluşmak, -den müteşekkil olmak
  • To be confined to : -e sınırlı olmak
  • To be due to : -den dolayı
  • To be responsible for : -den sorumlu olmak
  • To be worth : kıymetli olmak, değmek
  • To beat : vurmak, çarpmak, atmak (kalbin atması)
  • To become : olmak
  • To believe : inanmak
  • To bind : bağlamak
  • To block : tıkamak, engel olmak, kapamak
  • To breath : soluma, nefes alma
  • To bud : tomurcuklanmak
  • To care : bakmak, itina göstermek
  • To carry : taşımak
  • To cause : sebep olmak, neden olmak
  • To choice : seçmek
  • To circulate : dolaşmak, dolanmak, devri daim yapmak
  • To classify : sınıflama, sınıflandırmak
  • To clear : aşikar hale getirmek
  • To close : yakınlaştırmak, kapamak
  • To clot : pıhtılaşmak
  • To collect : biriktirmek
  • To combine : bağlamak, birleştirmek, kombine etmek
  • To commit : işlemek, yapmak, bağlamak
  • To compensate : telafi etmek, ödünlemek
  • To complain : şikayet etmek
  • To complete : tamamlamak
  • To compress : sıkıştırmak, baskı yapmak
  • To concentrate : konsantre etmek, yoğunlaştırmak
  • To concern : ilgilendirmek, ilgili olmak
  • To conduct : iletmek, yönetmek
  • To confer : danışmak, görüşmek, vermek
  • To confine : kuşatmak, kapatmak, sınırlamak
  • To confirm : teyit etmek, doğrulamak
  • To confuse : karıştırmak
  • To connect : birleştirmek
  • To consider : düşünmek, dikkate almak, akılda tutmak
  • To constitute : teşkil etmek, oluştur-mak, yapısında bulunmak
  • To constrict : daraltmak, büzmek
  • To consume : tüketmek
  • To contain : içermek, içine almak
  • To contaminate : kirletmek, bulaş-tırmak
  • To continue : devam etmek
  • To contract : kasılmak, büzülmek
  • To contribute : katkıda bulunmak, yardımcı olmak
  • To correct : düzeltmek, sağaltmak
  • To count : saymak
  • To couple : birleştirmek, eş yapmak
  • To cry : ağlamak, bağırmak
  • To damage : hasar verme, zarar verme
  • To debilitade : sakat bırakmak, düşkünleştirmek
  • To decay : çürümek, bozulmak
  • To decelerate : hızını kesme, yavaşlatma
  • To decline : düşmek, alçalmak
  • To define : tanımlamak, tarif etmek
  • To degenerate : bozmak, aslından uzaklaştırmak
  • To delay : geciktirmek
  • To demonstrate : göstermek
  • To denote : göstermek, kast etmek, demek
  • To deny : inkar etmek, kabul etmemek
  • To depend on : -e bağlı olmak
  • To deposit : biriktirmek, depolamak
  • To depress : bastırmak, alçaltmak
  • To derive : türemek, türetmek, türevi olmak
  • To descend : aşağı inmek, alçalmak
  • To describe : tanımlamak, tarif etmek
  • To designate : göstermek, belirtmek, ifade etmek
  • To detect : saptamak, tespit etmek
  • To deteriorate : bozulma, kötüye gitme
  • To determine : tespit etmek, karar vermek
  • To develop : gelişmek, geliştirmek
  • To diagnose : teşhis etmek
  • To die : ölmek
  • To differentiate : birbirinden ayır-mak
  • To dilate : genişletmek
  • To diller : fark etmek, benzemek, ayrılmak
  • To diminsh : azaltmak, küçültmek
  • To direct : idare etmek, yöneltmek, emir vermek
  • To disrup : kesmek, bozmak, zorla ayırmak
  • To disseminate : yayılmak
  • To distinguish : ayırmak
  • To distribute : dağıtmak
  • To disturb : rahatsız etmek, rahatsızlık vermek
  • To divide : ayırmak, bölmek
  • To document : belgelemek
  • To dress : pansuman yapmak, giymek, giydirmek
  • To drop : damlamak, indirmek, alçalmak
  • To elevate : yükseltmek, arttırmak
  • To elicit : meydana çıkarmak
  • To eliminate : çıkarmak, ortadan kaldırmak, bertaraf etmek
  • To emit : yaymak, salıvermek
  • To employ : kullanmak, iş vermek, çalıştırmak
  • To empty : boşaltmak
  • To encircle : çevrelemek, etrafını çevirmek
  • To end : bitmek, sonlanmak
  • To enlarge : büyütmek
  • To enter : girmek
  • To establish : tesis etmek, tanı koymak, tayin etmek
  • To estimate : tahmin etmek, değerlendirmek, hesaplamak
  • To evaluate : taktir etmek, değerlendirmek
  • To exaggerate : abartmak, büyütmek
  • To examin : incelemek, muayene etmek
  • To exchange : mübadele etmek, değiş tokuş yapmak
  • To excrete : boşaltmak, ifraz etmek, vücuttan atmak
  • To exert : kullanmak, yapmak, göstermek
  • To experience : deneyim kazanmak, tecrübe kazanmak
  • To expose : maruz bırakmak
  • To extract : çıkarmak, özetlemek, özünü çıkarmak
  • To facilitate : kolaylaştırmak
  • To fail : becerememek, başara-mamak, olmamak
  • To feel : hissetmek
  • To fertilize : döllemek
  • To fill : doldurmak
  • To find : bulmak
  • To flow : akmak, süzülmek
  • To follow : takip etmek
  • To form : oluşturmak, şeklini vermek
  • To function : işlev, rol, fonksiyon
  • To grade : derecelere ayırmak
  • To grow : büyümek, çoğalmak
  • To harm : zarar vermek, yaralamak
  • To hazard : zarar vermek,riske sokmak
  • To heal : iyileştirmek
  • To hear : işitmek
  • To heat : ısıtmak
  • To help : yardım etmek
  • To herniate : fıtıklaşmak
  • To hope : beklemek, ummak
  • To hospitalize : hastaneye yatırmak
  • To identify : tanımlamak, teşhis etmek
  • To impair : bozmak, zarar vermek
  • To implant : aşılamak
  • To imply : ima etmek, kast etmek, sevk etmek
  • To impose : yüklemek, üzerine koy-mak
  • To inactivate : etkisiz hale getirmek, etkisiz kılmak
  • To include : içermek, içine almak
  • To indroduce : tanıtmak, ileri sürmek
  • To induce : uyarmak, teşvik etmek
  • To infect : bulaştırmak
  • To infiltrate : sızmak, yayılmak
  • To influence : etki, tesir
  • To inform : bilgilendirmek
  • To inhabit : yerleşmek
  • To inhale : nefes almak
  • To inherit : kalıtımla geçmek
  • To inhibit : engel olmak, durdurmak
  • To initiate : başlamak, başlatmak
  • To institute : tesis etmek, kurmak
  • To intake : almak, içeri almak
  • To intubate : entübe etmek
  • To invade : istila etmek
  • To investigate : araştırmak
  • To involve : içermek
  • To irritate : tahriş etmek
  • To isolate : izole etmek, ayırmak
  • To itch : kaşımak, kaşınmak
  • To join : bağlamak, birleştirmek
  • To judge : muhakeme etmek, kıyaslamak
  • To keep : saklamak, korumak
  • To kill : öldürmek
  • To know : bilmek
  • To lack : yoksun olmak
  • To last : devam etmek
  • To lead to : -e ile sonuçlanmak
  • To line : sınırlarını çizmek
  • To list : listelemek
  • To live : yaşam, hayat
  • To load : yüklemek
  • To locate : yerini tayin etmek
  • To lock : kilitlemek
  • To lower : indirmek, düşürmek
  • To lubricate : yağlamak, kayganlaş-tırmak
  • To maintain : sürdürmek
  • To make : yapmak
  • To manage : idare etmek
  • To manifest : ortaya çıkmak
  • To mean : manasına gelmek, demek istemek
  • To measure : ölçmek
  • To mediate : aracı olmak, araya girmek
  • To migrate : göç etmek, taşınmak
  • To mislead : yanıltmak
  • To mix : karıştırmak
  • To move : hareket
  • To name : isimlendirmek
  • To necessitate : gereksinim duymak
  • To need : ihtiyaç duymak
  • To obligate : mecbur bırakmak, mecbur olmak
  • To observe : gözlemek
  • To obstruct : tıkamak
  • To occur : olmak, meydana gelmek
  • To offer : teklif etmek, imkan vermek
  • To operate : ameliyat etmek
  • To order : emretmek, sıraya dizmek
  • To originate : -den kaynaklanmak
  • To overlie : üzerinde uzanmak
  • To palpate : ellemek, elle muayene etmek
  • To pass : geçmek
  • To pause : durdurmak, ara vermek
  • To penetrate : sinmek
  • To perform : yapmak
  • To permeate : nüfuz etmek, süzmek
  • To persist : ısrar etmek, sebat etmek
  • To place on : yerleştirmek, üzerine koymak
  • To postpon : ertelemek
  • To precede : önde gitmek, önde gelmek
  • To predispose : yatkın kılmak
  • To prepare : hazırlamak, hazırlanmak
  • To presume : tahmin etmek
  • To prevent : önlemek
  • To produce : üretmek
  • To progress : ilerlemek
  • To promote : ilerletmek
  • To protect : korumak, koruyucu olmak
  • To pump : pompa
  • To quarrel : kavga etmek, bozuşmak
  • To question : soru sormak, sorgu-lamak
  • To raise : yükseltmek
  • To react : tepki vermek
  • To realise : fark etmek
  • To receive : almak
  • To recure : yeniden olmak
  • To reduce : azaltmak, hafifletmek
  • To refer : ima etmek
  • To reflect : yansıtmak
  • To regulate : ayarlamak
  • To relapse : nüks etmek
  • To relate : yakınlığı olmak
  • To release : salmak
  • To relieve : hafiflemek, acısını dindirmek
  • To remain : arta kalmak
  • To render : kılmak, eylemek
  • To replace : yerine geçmek
  • To report : rapor etmek
  • To require : gerektirmek
  • To research : araştırmak
  • To resolve : çözmek, ayrıştırmak
  • To respirate : solumak, soluk alıp vermek
  • To rest : dinlenmek
  • To result from : -den dolayı olmak
  • To result in : -ile sonuçlanmak
  • To retard : engellemek
  • To reveal : ortaya çıkarmak, açıklamak
  • To revise : revize etmek, gözden ge-çirmek
  • To revolve : etrafında dönmek
  • To rise : yükselmek
  • To rule out : ortadan kaldırmak
  • To secrete : salgılamak
  • To seem : -gibi görünmek
  • To select : seçmek
  • To serve : sağlamak
  • To share : paylaşmak
  • To sheed : dökülmek, dağılmak
  • To show : göstermek
  • To shrink : büzüşmek
  • To smell : koklamak
  • To speed : hızlanmak
  • To spread : yaymak
  • To stain : boyamak
  • To stick : yapışmak
  • To stimulate : uyarmak
  • To store : saklamak, depolamak
  • To stress : vurgulamak
  • To stretch : germek, gerginleştirmek
  • To study : çalışmak
  • To subside : hafifletmek, geçmek
  • To substiture : yerini tutmak
  • To suck : emmek
  • To suffer from : -den muzdarip ol-mak
  • To supply : sağlamak, tedarik etmek
  • To support : desteklemek
  • To survie : canlılığını sürdürmek, yaşamak
  • To suspect : şüphelenmek
  • To swallow : yutmak, yutkunmak
  • To sweat : terlemek
  • To take place : gerçekleşmek
  • To tend : eğilimi olmak
  • To terminate : sonlanmak, bitirmek
  • To think : düşünmek
  • To tolerate : tahammül etmek
  • To train : yetiştirmek, idman ettir-mek
  • To transmit : taşımak
  • To treat : tedavi etmek
  • To undergo : uğramak
  • To underline : altını çizmek
  • To undertake : üzerine olmak
  • To unite : bağlamak, birleştirmek
  • To upset : altüst etmek
  • To use : kullanmak
  • To vaccinate : aşılamak
  • To value : değer biçmek
  • To vary : değişmek
  • To vomit : kusmak
  • To wash out : su ile temizlemek
  • To work : çalışmak
  • To worsen : daha da kötüleşmek
  • To yield : sağlamak, vermek, ürünü olmak
  • Tobacco : tütün
  • Tongue : dil
  • Tooth : diş
  • Toothpaste : diş macunu
  • Top : tepe, üst
  • Topic : konu, mesele
  • Toward : -e doğru
  • Tract : yol
  • Traid : üçlü takım
  • Tranied : yatişmiş, idmanlı
  • Transient : geçici
  • Transmission : nakil, taşıma
  • Treatment : tedavi
  • Tumor : tümör
  • Twice : iki kez
  • Twin : ikiz
  • Ultimately : sonunda
  • Uncertain : belli olmayan
  • Under : altında
  • Underlying : altta yatan
  • Undue : gereğinden fazla, yersiz
  • Unit : birim, ünite
  • Universal : evrensel
  • Universe : kainat
  • Unknown : bilinmeyen
  • Unless : -medikçe
  • Unlike : aksine, farklı olarak
  • Until : -ıncaya kadar
  • Upper : üst taraf
  • Urge : teşvik etmek
  • Urine : idrar
  • Usage : kullanım
  • Usefull : faydalı
  • Usual : olağan, genel
  • Usually : genellikle
  • Utilise : kullanmak
  • Vaccine : aşı
  • Valid : geçerli
  • Valuable : değerli
  • Value : değer
  • Valve : kapakçık
  • Variable : değişken
  • Variant : versiyon, varyant, çok az farkla birbirinden ayrılan şeyler
  • Various : çeşitli
  • Vein : toplar damar
  • Vertebrate : omurgalı
  • Vessel : damar
  • Via : vasıtasıyla, yoluyla
  • Violent : şiddetli
  • Virtue : meziyet, özellik
  • Volume : hacim
  • Voluntarily : istemli
  • Vulnerable : savunmasız
  • Wall : duvar
  • Water : su
  • Watery : sulu
  • Way : yol, yön, taraf, usul, biçim
  • Weak : zayıf, güçsüz
  • Weakness : zayıflık, güçsüzlük
  • Week : hafta
  • Weight : ağırlık
  • Wet : ıslak
  • Whatsoever : hiçbir türlü
  • Whereas : oysa
  • Whether : -ya ?ya da, olup olmadığı
  • While : -iken, esnasında
  • Whilst : iken, esnasında
  • Whooping cough : boğmaca
  • Widely : yaygın şekilde
  • Widespread : yaygın
  • With : ile
  • Within : içinde
  • Without : -sız ?siz, olmaksızın
  • Worldwide : evrensel, dünya çapında
  • Wound : yara
  • Year : yıl
  • Yellow : sarı
  • Yellowish : sarımsı
  • Young : genç
  • Zerro : sıfır
  • Zinc : çinko
  • Zone : bölge
 10 Nisan 2009, 23:13 
mad_doctor
teşekkürler güzel paylaşım
 09 Mayıs 2009, 22:20 
Sayfalar:  
1
CEVAP GÖNDER: