KÖLELİĞİN BİLİMSEL ADI: YABANCI UYRUKLU ASİSTAN
demo


Yabancı uyruklu asistanlar yıllardır kadrosuz, maaşsız, sigortasız çalıştırılarak köle gibi sömürüldü. Eğitim sürelerinde Türk soyundan olanlarla olmayanlar diye yapılan ayrım göreve başlayınca da devam ediyor. Hâlâ hastalandıklarında, çalıştıkları hastaneye ücretli bir hasta gibi kayıt yaptırıp, ücretli tedavi oluyor. Yapılan yasalarla hak arama mücadeleleri de engellenen, ciddi bir sömürüye uğrayan yabancı uyruklu asistanlar sorunlarının acilen çözülmesini istiyor.

14 SENE ÖNCE GELDİ

Azerbaycan vatandaşı S.Ç’nin hikayesi bundan 14 sene önce başlıyor. “Azerbaycan’da tıp eğitiminin kalitesi düşük olduğu için Türkiye’ye geldim” diyor. Zaten üniversite okumak için Türkiye’yi tercih eden gençler Orta Asya, Afrika, Arap ve Balkan ülkelerinden geliyor... Amerika, Almanya ya da herhangi bir Avrupa ülkesinden bir gence rastlamak oldukça zor.
2002’de Marmara Üniversitesini kazanan S.Ç. tıp fakültesini zamanında bitiriyor. Ancak o 6 sene de epeyce zorluk içinde geçiyor.
Diğer ülkelerden gelen gençlerin barınma sorununu çözme konusunda genelde iki seçeneği oluyor. Birincisi özel yurtlarda kalmak. Tabii bunun için yeterli bir bütçe gerekiyor. Maddi durumu iyi olmayan gençleri ise cemaat evleri ‘Kapılarını sonuna kadar açarak’ bekliyor! S.Ç. de cemaat evlerinde kaldığını anlatıyor: “Ama kendimi toparladıktan sonra ayrıldım. Çünkü fıtrat olarak cemaate uyacak insan değildim ben.”

150 LİRAYA BODRUM KATINDA YAŞADI

İkinci sınıftan itibaren ise tek başına yaşıyor. Fakülte bitene kadar Üsküdar’da bir apartmanın kapıcı dairesinde, ısıtma sistemi olmayan bodrum katında... Zaten aylık eline geçen parayla “Şu an verem olmadığımıza şükrediyoruz” diye atıf yaptığı o evden daha iyisinde yaşayacak durumu da bulunmuyor. Öğrenciliği boyunca çeşitli vakıflardan aldığı burslarla geçimini sağlayan S.Ç’nin aylık geliri 500 lirayı aşmıyor.

Azerbaycan devleti de burs veriyor S.Ç’ye. Ancak bir şartla. Devlet, eğitimini tamamladıktan sonra N.Ç’nin ülkeye gelip çalışmasını istiyor. “Kabul etmek dışında başka bir çarem yoktu. Devletten gelen parayı katkı olsun diye aileme veriyordum” diyor.

FAKÜLTE BİTTİ, İŞ BAŞLADI

Nihayetinde her türlü zorluğa rağmen tıp fakültesini bitiriyor. Tıpta uzmanlık sınavına girip radyoloji bölümünü seçiyor. Maaşsız ve kadrosuz bir şekilde İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde asistanlık görevine başlıyor. Peki yabancı uyruklu asistanlar geçimlerini nasıl sağlıyor? Çoğu özel hastanelerde çalışıyor. Her gün üniversite hastanelerinde çalışmak, ayda 10-15 gün nöbet tutmak yetmezmiş gibi bu insanlar bir de özel hastanelerde takma isimlerle hasta karşılıyor, tedavi ediyor. Devlet aleni bir şekilde bu insanları yasağa itiyor. Ve yabancı uyruklu asistanların da sahip olması gereken insan haklarını ihlal ettiği gibi, hasta haklarını da ihlal ediyor. S.Ç. de böyle diyor zaten: “Sadece biz değil, maaşı az olan Türkiyeli asistanlar da aynısını yapıyor. Bu şekilde çalışmak zorunda olan insanlardan nasıl kaliteli sağlık hizmeti beklenebilir ki?”

SAĞLIK SİGORTASI YOK

Üstüne üstlük öğrencilik döneminde sağlık sigortası varken mezun olduğunda bu hakkı da elinden alınıyor. “Hastalandığım zaman doktor olduğum için kendi kendime tanı koyup ilacı gidip eczaneden parayla alıyordum” diyor. Sadece o değil elbette. Devlet, onun gibi hekim olabilmek için Türkiye’ye eğitim almaya gelen tüm yabancı uyruklulara bu şartları dayatıyor. S.Ç’nin şu sözleri hükümet politikasını anlatmaya yetiyor: “Ameliyatlık duruma düşen arkadaşlarımız oldu. Onların işlemleri tanıdık arkadaşlar vasıtasıyla kayıtsız bir şekilde yapıldı. Ya da kayıtlı oluyordu ama hoca imza atarak ‘para alınmasın’ diyordu. Ayrıca kendi çalıştığı hastanede ücretli bir hasta gibi kayıt yaptırıp ücretli ameliyat olanlar da vardı.”

ÇÖZÜM ÖNERİSİ DE VAR

Yabancı uyruklu asistanlar uzun yıllardır (özellikle son 4 sene) haklarını elde edebilmek için mücadele etti. S.Ç. bu konuda kişisel mücadele de yürüttü. Sağlık Bakanına, Başbakana, Cumhurbaşkanına mektup yolladı ve bir çözüm önerisi sundu: “Mesela Türkiye vatandaşları asistanlara, araştırma görevlisi kadrosu veriyorlar. Bu sayede maaş ve döner sermayeden para alabiliyorlar. Bizim kadromuz olmadığı için bir şey alamıyoruz. Döner sermaye parası sadece maaşlı personele verilen bir şey. 1983 senesine ait bakanlar kurulu kararı var. Yabancı uyruklu öğretim görevlilerine dair bir kadro var. Orada yabancı uyruklu araştırma görevlisi diye bir kadro var. Türkiye’deki yabancı uyruklu asistanlara ‘Yabancı uyruklu araştırma görevlisi’ kadrosu verilseydi biz maaş alabilirdik.”

2014’TE ÜCRET VERİLMEYE BAŞLANDI AMA...

Devlet bu insanları yıllarca para vermeden, sigortasız bir şekilde çalıştırdı. ‘Seni eğitiyorum’ diyerek muayene yaptırdı, ameliyata soktu. Bu insanların mücadelesi kimi kazanımlar da getirdi. Son sağlık torba yasasına bir madde eklenerek, yabancı uyruklu asistanlara aylık 1000 lira verilmesine karar verdi. Şimdi 2014’ün başından bu yana asistanlar ücret alıyor. Ancak kadro da sağlık sigortası da hâlâ yok. “Bize lütufmuş gibi sundular” diyor S.Ç, “Bunun adını bile koyamadılar. Döner sermaye parası mı? Maaş mı? Nöbet ücreti mi belli değil. Bu asistanlar için sadece sus payı oldu.”

S.Ç. şu an İstanbul Tıp Fakültesinin bulunduğu Çapa’da bir arkadaşıyla aynı evi paylaşıyor. Ağustos ayında asistanlığını bitiriyor ve Azerbaycan’a dönmeyi düşünüyor. “Belki bir sene Amerika’ya araştırma yapmaya giderim. Daha sonra tekrar Azerbaycan’a dönerim” diyor. Malum, Türkiye’ye gelmeden önce Azerbaycan devleti burs karşılığı ülkede çalışma sözü almış.

‘TÜRK SOYU’ AYRIMI

Tıp fakültesinde eğitim gördüğü sırada harç parası yatırdıklarını anlatıyor S.Ç, “Türkiyeli arkadaşlar için 500 liraysa yabancı uyruklu asistanlar için 3 katı kadardı. Bir tek istisnası vardı. ‘Türk soyundan’ olanlar Türkiye vatandaşlarıyla aynı ücreti yatırıyordu. Türk soyu ve Türk soyu olmayan diye ayrımcılık yapılıyordu. Milliyetçi bir ayrımcılık vardı yani.”
Öte yandan Türkiyeli öğrencilerin eğitim süresinde kredi alabildiğini söyleyen S.Ç, yabancı uyruklu öğrencilerin bundan da faydalanamadığını söylüyor.

HAK ARAMANIN ÖNÜNÜ TIKADILAR

S.Ç. yabancı asistanların göreve başladıkları sırada noterden taahhütname aldığını, “Bir Türk vatandaşı benim eğitim sürem boyunca tüm giderlerimi karşılayacak” yazılı kağıda imza attırıldığını söylüyor. Uzman olabilmek için bu kağıdı imzalayan insanlar için bu Türk vatandaş akrabası ya da tanıdığı oluyor. S.Ç, “Böyle olunca yasal olarak hak talep etme şansın da kalmıyor. Tüm yolları tıkıyorlar. Türkiye’deki hiçbir yasa hak arayışıma izin vermiyordu. Sürdürdüğüm mücadelede tek yasal dayanağım evrensel insan hakları beyannamesiydi” diyor.

GSS’DEN HÂLÂ FAYDALANAMIYORLAR


2012 yılında uygulamaya koyulan GSS yasası kapsamında yabancı uyruklu asistanlar da yer aldı. Yabancı uyruklu asistanlardan da her ay sağlık sigortası adında para alındı. S.Ç. “Ben o zaman ödeyemedim onları. İki sene sonra gittiğimde 2 bin 800 lira çıktı karşıma. O sürede borç olduğu için sigorta aktif de değildi. Benim kronik rahatsızlığım var. Alerjik durumum var ama hâlâ ilaçlarımı eczaneden parayla alıyorum” diyor.

 20 Haziran 2014, 11:29 
Sayfalar:  
1
CEVAP GÖNDER:
  Anasayfa   Bilgi Yarışması   Deneme Sınavı   Çalışma Soruları   Forum   Dosyalar   Linkler   Anketler   Etkinlikler   Özel Mesajlar   Sözlük  
  Üyeler   Yöneticiler   Favori Sorular   Soru Ekle   Soru Sınıfla   Tüm Sorular   Günün Sorusu  
  Üye Ol   Üye Girişi Yap   Üye Çıkışı Yap   Üyelik Ayarları  Banka 
  Destek  Site Haritası   Site İçi Arama   İletişim