BAKAN MÜEZZİNOĞLU MEDYANIN HEKİMİ KÖTÜ GÖSTERMESİNE O ÖRNEĞİ VERDİ
ADMiN


Müezzinoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda, sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis araştırma komisyonunun raporu üzerinde söz aldı.

Dünya Sağlık Örgütü'nün, 2002 yılında yayımladığı Şiddet ve Sağlık Raporu'nda, şiddetin önlenmesini, halk sağlığı mücadelesinin önceliklerinden birisi olarak ilan ettiğini anımsatan Müezzinoğlu, şiddet olgusunun, küresel yaygınlığa erişmiş önemli bir sorun olduğunu söyledi.

Sağlık kurumlarında yaşanan şiddetin, aile içinde ya da sosyal alanlarda baş gösteren şiddetin bir parçası olduğunu belirten Müezzinoğlu, bu nedenle şiddete yönelik önlemlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.

Sağlıkta şiddet olaylarının kamuoyunda farkındalığın arttığı 2012 yılından itibaren bugüne kadar şiddeti önleme amaçlı yapısal, hukuksal nitelikte çalışmalar yaptıklarını anlatan Müezzinoğlu, şöyle devam etti:

"Sağlık kurumlarında şiddet olaylarının takibi ve hukuksal destek sağlamak amacıyla beyaz kod uygulamasını başlattık ve ALO 113 hattını kurduk. 14 Mayıs 2012 tarihi itibariyle beyaz kod uygulamasının başlamasıyla şiddet vakalarının kayıtları merkezi kayıt sistemi ile tutulmaya başladı. Beyaz kod birimine 1 Haziran 2012-21 Mayıs 2014 tarihi arasında gelen toplam şiddet başvuru sayısı 20 bin 159'dur. Bu başvuruların beyaz kod birimine bildirme ve takibinin yüzde 76'sı kurum yöneticileri tarafından yapılmaktadır. Bu, yöneticilerimizin sağlık çalışanlarımıza sahip çıkması açısından önemlidir.

Yargı mercilerine intikal eden vaka sayısı 14 bin 66'dır. Fiziksel şiddet nedeniyle açılan dava sayısı 4 bin 706, sözel şiddet nedeniyle açılan dava sayısı 9 bin 360'tır. Mahkumiyetle sonuçlanan dava sayısı 881'dir.

Gerek sağlık mevzuatında gerekse TCK'da, caydırıcılığı artırmak amaçlı gerçekleştirdiğimiz düzenlemeler sonrasında mahkemelerin, hakimlerin, savcıların konuya olan duyarlılıkları arttı.

Bu tedbirlerin yanı sıra şiddete uğrayan sağlık çalışanlarına, acil hizmetler dışında hizmetten çekilme hakkı tanıyan genelgeyi yayımladık.

Bu yılın başında yaptığımız düzenlemeyle, kamu ve özel sektör sağlık kurumlarında görevi başında sağlık çalışanına yönelik kasten yaralama suçunu tutuklama nedeni varsayan suçlar arasına aldık. Sağlık çalışanı şikayetçi olmasa bile şiddet olaylarını kamu davası cihetiyle hukuki zemine taşınmasını sağladık."

-"Güçlü iletişim ve empati köprüleri"

Sağlık kurumlarında şiddetin önlenmesi amacıyla alınan bütün tedbirlerin tek başına kalıcı bir sonuç doğuramayacağına dikkati çeken Müezzinoğlu, bunun, toplumsal şiddetin önlenmesindeki başarıyla doğru orantılı olacağını dile getirdi.

Sağlıkta onlarca yıllık plansızlığın birikimi olan fiziksel yetersizlikler, insan kaynağı kısıtlılığı ve iş yükü artışı gibi sorunların şiddete ortam oluşturucu etkisinin olduğunu ifade eden Müezzinoğlu, sağlık çalışanlarının, hasta ve hasta yakınlarının şiddet algısını ölçen araştırmaların bunu desteklediğini söyledi.

Müezzinoğlu, sağlık kuruluşlarında yılda yaklaşık 619 milyon muayene ve tedavi gerçekleştirildiğini, sağlık sektöründeki toplam insan kaynağının ise 621 bin olduğunu belirtti.

Sağlık sektörünün bu yoğunluğu nedeniyle hasta-çalışan iletişiminin önem arz ettiğini kaydeden Müezzinoğlu, şöyle devam etti:

"Gerek çalışanlarımızın iletişim konusunda bilgilendirilmesi gerek hastalarımızın hak ve sorumluluklarının sınırlarının belirlenmesi hususunda da gerekli çalışmaları yapmaktayız.

Bakanlık olarak bir taraftan çalışanlarımızı güvenli çalışma ortamlarına kavuşturacak yeni hastanelerimizi ve şehir hastanelerini inşa ederken, bir taraftan da imkanlar ölçüsünde iş yükünü çağdaş standartlara kavuşturacak insan kaynağı stratejilerini uygulamaya çalışıyoruz.

Önümüzdeki bir kaç yıl içinde ulaşmayı hedeflediğimiz nokta, sağlık çalışanlarımızın, beden ve ruh sağlığı ile çalışma güvenliğini üst düzeye taşımak olacaktır.

Sağlık Bakanı olarak görevi devraldığım andan itibaren, üzerinde en çok hassasiyet gösterdiğim konulardan biri, sağlıkta şiddetin önlenmesi konusu. Halkımızla sağlık çalışanları arasında güçlü iletişim ve empati köprüleri oluşturmanın önemine inanıyorum.

Hekim hasta ilişkisi, bir baba-oğul, anne-kız lişkisinden çok öte bir mahremiyet ilişkisidir. Çoğu zaman insanımız annesi, babası, eşiyle paylaşamadığı sorununu hekimi ile paylaşmakta.

Böyle bir güven ilişkisini güvenlik gücüyle, kolluk gücüyle korumak, güçlendirmek ilk eylem planımız olmasın istiyoruz.

Tedbirler alınmalıdır, alıyoruz da. Ama insanımızdaki hekim algısını, sağlık çalışanı algısını, saygınlığını destekleyecek adımlara daha çok ihtiyacımız var.

Bir sağlık çalışanı sözlü bir saldırıya ya da tacize uğradığında, ona karşı ilk duyarlı tepkiyi gösteren, itiraz eden, sağlık hizmeti alan insanımız olabilmeli. Zira sağlık çalışanımıza yapılan şiddet, orada sağlık hizmeti almak için bekleyen vatandaşlarımızın hizmet almasını da engellemektedir.

Bu duyguyu güçlendirmek için bütün kurumların, başta biz siyasetçiler olmak üzere sivil topum kuruluşlarımızın ve özellikle medyamızın sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekir."

Müezzinoğlu, şiddet algısını değiştirmek için hazırlanan kamu spotlarının, önümüzdeki bir kaç gün içinde yayınlanmaya başlayacağını bildirdi.

-"Önce zarar verme" prensibi

Raporun önemli tespitlerinden birisinin de medyada çıkan sağlık haberlerinin toplumsal algıya yaptığı olumsuz etkiler olduğunu belirten Müezzinoğlu, olduğundan farklı, gerçeklerle uyuşmayan haberlerin, sansasyonel amaçlı servis edildiğini söyledi.

Bu tarz haberlerin, toplumda sağlık çalışanlarını kötü gösterdiğini kaydeden Müezzinoğlu, şöyle devam etti:

"Son günlerde medyada sık yer bulan ve sağlık çalışanını kötü gösterme algısına katkı sağlayan olayı paylaşmak isterim.

Adana'da, 6 Mayıs'ta bir hastanın yakını, hekimin tedavi sürecini beğenmeyerek, planlamayı eleştirerek, hastane yönetiminden habersiz, medya muhabirlerinin haberleri dahilinde, hastane yatağı ile hastasını başka bir hastaneye götürerek olayı ajite etti, bir nevi şov yaptı.

Medyamız da konunun içeriğini, detaylarını bilmeden ya da görmezden gelerek. sağlık çalışanlarına ve hekime karşı yargısız infazla konuya yaklaşımlar gösterdi.

Biz gerek hastane yönetimi gerek hekimlerimizle ilgili inceleme, soruşturma başlattığımız andan itibaren, bugüne kadar ne yazık ki bu hasta yakınının yaptığı yanlışlıkla ilgili hiç kimse, gerek siyasiler, gerek yöneticiler gerekse sivil toplum örgütleri, 'Bu hasta yakının yaptığı yanlıştır. Hekimin planlama, teşhis koyma anlayışına yanlıştır' şeklinde ne yazık ki bu kürsüden de böyle bir ifade duymadım."

Müezzinoğlu, sağlık iletişiminde vazgeçilmez görevi olan medyanın, sağlık haberlerinde, tıbbın genel ilkesi olan "önce zarar verme" prensibiyle hareket etmesini beklediklerini, bunun hayati bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

Rapordaki önerilere de değinen Müezzinoğlu, bu önerilerin bir çoğunu süreç içerisinde gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Müezzinoğlu ayrıca, konuşmacılardan birinin "ilkel yönetim anlayışı" cümlesini sarf ettiğini belirterek, ülkeyi 12 yıldır yöneten bir anlayışa 'ilkel yönetim anlayışı' diye hitap etmenin, bu iktidara destek veren milyonlara bu yakıştırmanın yapılmasının yanlış olduğunu sözlerine ekledi.

Müezzinoğlu'nun konuşmasının ardından rapor üzerindeki görüşmeler tamamlandı. AK Parti, rapor üzerinde görüşmelerin devam etmesi için önerge verdi. Önergenin oylamasında üç kez karar yeter sayısı bulunamaması üzerine, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.

 29 Mayıs 2014, 04:36 
Sayfalar:  
1
CEVAP GÖNDER:
  Anasayfa   Bilgi Yarışması   Deneme Sınavı   Çalışma Soruları   Forum   Dosyalar   Linkler   Anketler   Etkinlikler   Özel Mesajlar   Sözlük  
  Üyeler   Yöneticiler   Favori Sorular   Soru Ekle   Soru Sınıfla   Tüm Sorular   Günün Sorusu  
  Üye Ol   Üye Girişi Yap   Üye Çıkışı Yap   Üyelik Ayarları  Banka 
  Destek  Site Haritası   Site İçi Arama   İletişim